"Oğul demek, dalından kopmuş bir sürgün demektir. O tıpkı bir kartala benzer; ya geri döner ya da gider. Ama biz ikimiz, sen ve ben, bir ağaç kütüğünde yetişen iki mantar gibiyiz... Yan yana oturuyor, hareket bile etmiyoruz. Senin için yaşamım boyunca değişmemiş olarak sadece ben kalırım. Nasıl ki sen de benim için öyleysen?"
... bakışlarıma hayli yabancı yüzler
üstlerinde yıldızların gözyaşlarıyla evler
zindanın dehşeti ve zincir halkalarının parıltısı
biricik Tanrı'nın Lutfu ise yalnızca hikâyeler
toprağın soğuk bağrı ve mezar lekeleri
eller boş ve gökyüzünün kapısı uzak
her selam vedanın karanlık gölgesi
güneşin sarılığı, ateşli bir hastalık...