Hiç kimse ne başkasına ne kendine, mekânsızlıkta, zamansızlıkta zamanın ne kadar sürdüğünü tanımlayamaz, ölçemez, canlandırarak anlatamaz ve insan hiç kimseye etrafındaki hiçlik üstüne hiçliğin ve yine hiçliğin, bu sürekli sadece masa ve yatak ve leğen ve duvar kağıdı ve bu suskunluk, yüzüne bakmadan yemeği içeri iten hep aynı gardiyanın, hiçliğin içinde deli edene kadar o şeyin etrafında dönen hep aynı düşüncelerin insanı içten içe nasıl yiyip bitirdiğini açıklayamaz, anlatamaz.