Bu kitap benim için 10 puanlık bir kitap olmasa da herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle ataerkil yapıda yetişmiş erkeklerin, yani tanıdığım bütün erkeklerin okumasını isterdim.
Tüm kitap boyunca Virginia Woolf, bir kadının bir eser ortaya koyabilmesinin ilk şartının, kadının kendisine ait bir odasının ve zamanının olması gerektiğini ama kadınların ezici bir çoğunluğunun bunlara sahip olmadığını anlatıyor. Bunlara sahip olabilen şanslı kadınların ise ekonomik özgürlükleri olmadığı için engellendiğini; ekonomik özgürlüğe sahip olunsa bile seçkin kütüphanelere kadınların girmesinin o dönemlerde yasak olduğunu anlatıyor. Bu kitap yazılalı neredeyse yüz yıl olacak, kütüphane yasağı kısmı çıkarılsa ve bana "Bu kitap dün yazıldı." dense inanırdım. Aradan geçen o koca yüz yıla rağmen toplumun kadınlara olan bakış açısında ya da yüklediği görev ve sorumluluklarda hiçbir değişim olmadığı gerçeğiyle yüzleşmek beni biraz umutsuzluğa sürükledi.
Kitapta, edebi bir eser ortaya koymak için masasının başında yazı yazan bir kadının sofra kurmak vb. sebeplerle defalarca masasından kalkmak zorunda bırakıldığını okurken ben de benzer sebeplerden birkaç kez kitabımı bırakıp kalkmıştım. Kitapta bunun gibi hemen hemen her kadının yaşadığı örnekleri görmek, yazara daha çok hak vermemi sağladı. Ama bu hak verme kitabın başından değil, ortalarından itibaren başladı. Kitabın başlarında yazarın erkeklere karşı oldukça nefret dolu ve ayrıştırıcı bir dil kullanması, kitaba ön yargıyla başlamama neden olmuştu ama ilerleyen sayfalarda durum toparlandı. Birkaç yerde yazar bu üslubunun farkına varmış olacak ki "Bana hak vereceksiniz" gibi söylemlerde bulunmuştu. Nitekim öyle de oldu.
Kitaba 7 puan verme sebeplerimden biri buydu diyebilirim. Bir diğer neden ise sık sık anlattığı şeyi kesip