Berfin Yüksel

Berfin Yüksel
@berfiny1
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Gerçeğin çölünde yürümemek için ayrıntılar cehenneminde kayboluyorduk.”
Roman
9/10
·78 syf.·
Beğendi
·
2023 78. kitabı
Ölü Yıldızlar/ Alvaro BISAMA Çok sarsıcı, etkileyici bir novella ile buradayım. Şilili yazar Alvaro BISAMA’ nın dilimize çevrilmiş tek kitabı “Ölü Yıldızlar”. Keşke daha çok kitabı çevrilse de biz de okusak dedikten sonra artık kitap üzerine konuşmak istiyorum. Kitabın ta en başında “bu bir aşk şarkısı değil” diyerek başlıyor kitaba yazar. Bu bilgiyi cebime atıp öyle okumaya başladım. Ve evet, bu bir aşk şarkısı değil olsa olsa acının ağıdı olabilir. Askeri darbe sonrası uzun yıllar boyunca Pinochet diktatörlüğüne maruz kalmış Şili’nin tarihsel trajedisini bireysel ve ikili ilişkiler üzerinden o kadar güzel anlatıyor ki yazar hayran kalmamak mümkün değil. Ülkedeki zulmün insanlara nasıl sirayet ettiğini, devlet eliyle gelen şiddetin bireysel şiddeti nasıl doğurduğunu, dinlediğimiz müzik türünün bile yaşadığımız siyasi atmosferle ne kadar ilintili olduğunu ustalıkla anlatıyor. Bu kitap kayıp bir kuşağın, ölü yıldızların hikayesi. İlişkilerini tüketmiş, boşanma işlemlerini tamamlamak için bir araya gelmiş bir çift bir cafede oturuyor. İlişkileri ya da birbirleri üzerine konuşmaktan kaçınıyorlar. Yaptıkları tek şey şuradan buradan yüzeysel şeyler konuşmak. Sonra kadın gazetede üniversiteden arkadaşı Javiera’nın tutuklanma haberini görüyor ve hikaye tam da bu noktada başlıyor. Üniversiteden devrimci arkadaşı Javiera’nın toksik aşk hikayesini, siyasi mücadelesini, anneliğini, yoksulluğunu, gördüğü işkenceleri, maruz kaldığı zorbalıkları anlatıyor. Kitabın son sayfasına kadar da Javiera’nın neden tutuklandığını öğrenemiyoruz. Merak unsurunu son satıra kadar diri tutuyor oluşunu çok sevdim. Gönülden tavsiyemdir. Kitaba Puanım: 9/10
Edebiyat
Ölü YıldızlarAlvaro Bisama · İlksatır Yayınevi · 202249 okunma
8/10
·362 syf.·
Beğendi
·
2023 74. kitabı
Sevgili Fazilet (@koaladankitaplarr ) öncülüğünde #koaladankitaplarokumagrubu ile birlikte Mercan Adası’nı okuyoruz. Çok küçükken sadeleştirilmiş halini okuduğumu hatırlamıyorum fakat yetişkin olarak metnin uzun versiyonunu okumak ayrı bir deneyim oldu. Kitabı iki ayrı bakış açısıyla irdeledim; öğretmen kimliğimle bir çocuk kitabı olarak ve yetişkin kimliğimle de bir klasik metin olarak. Öğretmen kimliğim kitabı çok sevdi, üzerine çok düşündü hatta sınıfta çocuklara bahsetmenin heyecanını taşıyor içinde. Ralph, Jack ve Peterkin iyi birer denizci olmak ve dünyayı tanımak-keşfetmek için daha küçük yaşta miço olarak bir deniz yolculuğuna çıkarlar. Daha yolun başında frekansları uyuşur ve güzel bir arkadaşlık kurarlar. Yaşadıkları kaza sonrası üç kafadar sınırlı bir malzemeyle ıssız bir adada yeni bir yaşam inşa ederler. Tam bu noktada öğretmen kimliğim kitabın bundan sonrasında üç arkadaş arasında tırmanan gerilimi, yer yer şiddeti okuyacağını düşündü ama öyle olmadı. Bunun üzerine çok düşündüm, bana bunu düşündüren neydi? Maalesef her gün tanığı olduğum, engel olamadığım gerçeklerdi galiba. Şiddet, öfke, yıpratıcı rekabet, kıskançlık maalesef benim çocuklar arasında gözlemlediğim temel duygular artık. Bu yüzden bu üç kafadar arasındaki o bir olma, birinin açığını diğerinin kapatması halleri, güçlü yönün kadar zayıf yanının da farkında olma, bu farklılıkları bir dışlama aracı olarak görmeyip aksine iş bölümüne çevirme halleri inanılmaz iyi geldi. Keşke daha çok çocuk okusa Mercan Adası’nı ve daha çok ebeveyn. Kitabı bitirince peki kitaptaki çatışma unsuru neydi diye çok düşündüm. Çocuklar arasında çatışma yoktu, doğa da değildi. ( zorluk çıkaran vahşi bir doğa tasvir edilmemişti, aksine kucaklayıcı, besleyen,kollayan bir doğa vardı.) Kitap ilerledikçe keşfettim ki çatışma
Edebiyat
Mercan AdasıRobert Michael Ballantyne · Üç Nokta Yayınları · 20231,344 okunma