Ben ne okudum şimdi dedirten bu canım kitabı bugün bitirdim. 2025’in ilk haftasında olmamıza rağmen diyebilirim ki bu yılın en sevdiğim kitaplarından biri olacak “Semerkant Katarı.” Ne anlatıyor kitap biraz da bunun üzerine konuşalım.
Kitap Bolşevik İhtilali sonrası Rusya’sında dolandırıyor bizi. İç savaşın son yıllarındayız, açlık, şiddet, kuraklık kol geziyor. Kahramanlarımız ailesini savaşta yitirmiş çocukları Kazan’dan Türkistan’a götürme görevini üstleniyorlar. Aç, susuz, kimsesiz, hasta 500 çocuk… Yolculuk altı hafta sürüyor ve biz de bu serüvene tanık oluyoruz. Tanık olduklarımız çok can acıtıcı şeyler ve maalesef çok da gerçek. Savaşın değiştirip dönüştürdüğü bir toplumun portresi bu kitap. İmkansızlık koşullarında imkan yaratma çabalarına tanık oluyoruz. Bazı kısımları sanırım ömrüm boyunca unutamayacağım.
Karakter derinlikleri çok güzel yansıtılmış ki kitabın sonunda anlıyoruz ki o dönemde yaşamış bazı şahsiyetlerden esinlenmiş yazar. Bu da kitabı daha bir etkileyici kılmış. Deyev’i , Belaya’yı, Bug’ı, Fatima’yı, trendeki tüm çocukları sanırım uzun bir süre unutamayacağım.