Berfin Yüksel

Berfin Yüksel
@berfiny1
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·362 syf.·
Beğendi
·
2023 74. kitabı
Sevgili Fazilet (@koaladankitaplarr ) öncülüğünde #koaladankitaplarokumagrubu ile birlikte Mercan Adası’nı okuyoruz. Çok küçükken sadeleştirilmiş halini okuduğumu hatırlamıyorum fakat yetişkin olarak metnin uzun versiyonunu okumak ayrı bir deneyim oldu. Kitabı iki ayrı bakış açısıyla irdeledim; öğretmen kimliğimle bir çocuk kitabı olarak ve yetişkin kimliğimle de bir klasik metin olarak. Öğretmen kimliğim kitabı çok sevdi, üzerine çok düşündü hatta sınıfta çocuklara bahsetmenin heyecanını taşıyor içinde. Ralph, Jack ve Peterkin iyi birer denizci olmak ve dünyayı tanımak-keşfetmek için daha küçük yaşta miço olarak bir deniz yolculuğuna çıkarlar. Daha yolun başında frekansları uyuşur ve güzel bir arkadaşlık kurarlar. Yaşadıkları kaza sonrası üç kafadar sınırlı bir malzemeyle ıssız bir adada yeni bir yaşam inşa ederler. Tam bu noktada öğretmen kimliğim kitabın bundan sonrasında üç arkadaş arasında tırmanan gerilimi, yer yer şiddeti okuyacağını düşündü ama öyle olmadı. Bunun üzerine çok düşündüm, bana bunu düşündüren neydi? Maalesef her gün tanığı olduğum, engel olamadığım gerçeklerdi galiba. Şiddet, öfke, yıpratıcı rekabet, kıskançlık maalesef benim çocuklar arasında gözlemlediğim temel duygular artık. Bu yüzden bu üç kafadar arasındaki o bir olma, birinin açığını diğerinin kapatması halleri, güçlü yönün kadar zayıf yanının da farkında olma, bu farklılıkları bir dışlama aracı olarak görmeyip aksine iş bölümüne çevirme halleri inanılmaz iyi geldi. Keşke daha çok çocuk okusa Mercan Adası’nı ve daha çok ebeveyn. Kitabı bitirince peki kitaptaki çatışma unsuru neydi diye çok düşündüm. Çocuklar arasında çatışma yoktu, doğa da değildi. ( zorluk çıkaran vahşi bir doğa tasvir edilmemişti, aksine kucaklayıcı, besleyen,kollayan bir doğa vardı.) Kitap ilerledikçe keşfettim ki çatışma
Edebiyat
Mercan AdasıRobert Michael Ballantyne · Üç Nokta Yayınları · 20231,344 okunma
8/10
·150 syf.·
Beğendi
·
2023 71. kitabı
Okumaktan acayip keyif aldığım bir konunun farklı bir versiyonuyla karşılaşmak inanılmaz mutlu etti beni. Dünyanın neresinde olursan ol kadın olmanın, anne olmanın, eş olmanın sırtımıza yükledikleri üzerine kurulu kitabımız. Kitap üzerine konuşmaya başlamadan önce bana “Geber Aşkım” (ki bence benim bu konu üzerine okuduğum en sert , en gerçekçi şey olabilir.) ve yakın zamanda okuduğum “Dün Bahardı” yı anımsattı. Leda orta yaşlarında, akademisyen, yıllar önce boşanmış bir annedir. Arka arkaya iki kız çocuğu dünyaya getirmiş, eşi tarafından desteklenmemiş, yalnız bırakılmış , zorluklarla baş edememiş, bazen kendini bazen kariyerini feda etmek zorunda kalmış bir annedir. Kızlar belli bir yaşa geldikten sonra babalarıyla yaşamaya karar verir ve Leda üstünden yük kalkmış,hafiflemiş hisseder. Mini bir tatile çıkıp özgür hayatının tadını çıkarmak ister. Gittiği tatilde Napoli’li geniş bir aileyi bir film izler bir kitap okur gibi gözlemler. Bazen empati kurar, bazen öfkelenir. Ve sonra farkına varır ki kendi çocukluğu ve anneliğiyle yüzleşir bu aile sayesinde. Anneliğin bir peri masalı, kusursuz bir piyes olarak anlatılmadığı kitapları gördükçe çok mutlu oluyorum. Benim için çok keyifli bir okuma oldu. @erenyucesancendey çevirisi yine yanıltmadı, çok tatmin etti. Kitaba Puanım: 8/10 @everestyayinlari @erenyucesancendey #elenaferrante #karanlıkkız #italyanedebiyatı #neokudum #anneolmak #kadınolmak
Edebiyat
Karanlık KızElena Ferrante · Everest Yayınları · 20231,395 okunma
8/10
·240 syf.·
Beğendi
·
2023 69. kitabı
Benim gibi siz de İskandinav edebiyatının sakin ama derinlikli yanını seviyorsanız bu kitabı gönülden öneririm. Anne ve babasını kaybetmiş, yalnız kalmış iki kardeşin öyküsünü anlatıyor kitap. Mattis ve Hege yerleşim yerinden ve insanlardan uzak bir evde yaşarlar. Hege örgü örerek kendine ve zihinsel engelli -bana göre ise çocuk ruhlu- kardeşi Mattis’e bakar. Hege hem tüm sorumluluğu tek başına taşımaktan yorulduğundan hem de bir gün kendisine bir şey olursa, kardeşinin başını belaya sokmadan yaşaması için onu hayata hazırlamaya çalışır. Bir işe girip para kazanması için onu teşvik eder. Lakin Mattis bu işe pek sıcak bakmaz. Korkuları vardır ve bunlar yersiz değildir. Dışlanmaktan, hor görülmekten, gülünç duruma düşmekten korkar. İçten içe bir gün düşüncelerini kontrol edebileceğini düşler. Evinin üzerinde uçan çulluk kuşunu bir şeylerin değişeceğine ve mutlu olacaklarına dair bir işaret olarak algılar. Ve bir gün her şey değişir. Ne demiş Tolstoy: “Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.” Ve o yabancı iki kardeş arasındaki tüm dengeyi değiştirir. Çok severek okuduğum bu hikayeyi gönülden tavsiye ediyorum.
Edebiyat
KuşlarTarjei Vesaas · Timaş Yayınları · 2021206 okunma