Hepimiz hırsla bir şeylerin peşinden koşarız ama ya hırsımızı gideremeyip yoksullaşırız ya da giderdiğimizi sanır,bu sefer de zengin deliler olup çıkarız.
Kölelik bu hayatın yasasıdır;başka kural da yoktur zaten,çünkü isyan etmenin de, kaçmanın da mümkün olmadığı,kayıtsız şartsız boyun eğilen yasa budur.Kimileri köle doğar,kimileri sonradan olur,kimileri ise köleleştirilir.Özgürlüğe olan korkakça sevgimiz(ansızın özgür kalsak,bu sefer de yepyeni bir şey olduğu için yadırgar,hemen kaçardık özgürlükten)köleliğin üzerimizdeki ağırlığını açıkça gösteriyor.
Düşünmek ama var olmamak;işte bunu yapan kraliyet tahtına oturmuş demektir. İstek duymaksızın arzu duymayı başarmak, taç giymek gibidir.Sırt çevirdiğimiz her şeye sahip oluruz böyle;çünkü var olmayan gün ışığında ya da var olması mümkün olmayan ay ışığında onları sonsuza dek düşleyerek hep aynı kalmalarını sağlayabiliriz.
Eylemsizlik bütün dertlerin tesellisidir. Hareket etmemek bize her şeyi verir.Hayal etmek her şeydir,sonunun eyleme varmaması koşuluyla.İnsan sadece düşlerinde dünyanın kralı olabilir.Ve kendini gerçekten tanıyan herkes,dünyanın kralı olmayı arzuladığının farkındadır.