Doğru hisseden,dürüst düşünen bir insan, dünyadaki kötülük ve adaletsizlikten rahatsızsa,gayet doğal olarak bunun önce kendine dokunan kısmını düzeltmeye çalışmalı,yani kendini.
Hayatta uyuyabilmekten daha büyük zevk tanımıyorum.Uyurken hayat ve sanat tamamen hükümsüz kalır,varlıklardan, insanlardan tamamen uzaklaşırsınız, hatırasız,yanılsamasız bir gecedir uyku ve nihayet,geçmişin de,geleceğin de olmayışıdır...
Ruhumuzda kopan büyük fırtınalar,bütün evreni etkileyen felaketlerdir.Sıkıntı üzerimize çökünce,güneş yörüngesinden çıkar,yıldızlar pusulasını şaşırır.Yazgı,günün birinde gelip hissetme yetisine sahip bütün ruhlarda,bir tiyatro oynarcasına sıkıntıların mahşerini oynar ve işte o zaman göklerle dünyalar hüznümüzün üstüne yıkılır.
Düşüncelerimin yatağından taşmasına izin vererek,sıradan hayatların sıradan öyküsünün dizildiği bir ip oluyorum. Görüyorum ki insanlar her bakımdan, bilinçsiz yapılarının,dışarıdan dayatılan koşulların,onları başkalarıyla temas etmeye ya da etmemeye teşvik eden coşkuların tutsağı olmuşlar;ve temas ettikçe,temasın etkisiyle,temasın sayesinde boş cevizler gibi çarpışmaktalar.
İnsanın ortaya serdiği ya da dile getirdiği şeyler,tamamen silinmiş bir metnin kenarına alınmış notlar gibidir.Notlara bakarak metnin anlamını az çok çıkarabiliriz;ama hep bir şüphe kalır,olası pek çok anlam vardır.