Kendimi arıyorum,bulamıyorum.Kasımpatı saatlere,gergin vazoların belirgin çizgilerine aidim ben.Tanrı,ruhumu bir süse çevirdi.
Ruhumun seyrini hangi şatafatlı,özentili ayrıntılar tarif eder,bilemiyorum.Süsü hiç kuşkusuz,onda varlığımın özüne benzer bir şey sezdiğim için seviyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayattan,kendimden hiçbir şey istememekten gayrı isteğim olmadı.Sahip olmadığım kulübenin kapısında,hiç var olmamış güneşe karşı oturdum ve çoktan yorulmuş gerçekliğimin,gelecekteki yaşlılığın tadını çıkardım(şimdilik yaşlılığı bilmiyor olmanın verdiği zevkle).Varoluşun fakir kulları,henüz ölmemiş olmaktan başka ne ister?..
Anlaşılmaktan daima,tiksinti içinde kaçınmışımdır.Anlaşılmak,kendini satmak demek.Olmadığım gibi görünmeyi,gayet insani bir şekilde,kibarca,doğal olarak görmezden gelinmeyi cidden tercih ederim.
Kendi payıma,dünyadan şikâyetçi değilim. Evren adına bir itirazım da yok.Karamsar sayılmam.Acı çekerim ve şikâyet ederim ama acı çekmek genel bir kural mıdır, insanın doğasında mı vardır,bilmem.Öyle ya da değil,bilsem ne olur,bilmesem ne olur?
Düşü gerçek yerine koymaktan,kendi düşlerimi fazlasıyla derin yaşamaktan ötürü,en sonunda düşsel hayatımın gerçek olmayan gülünde bir diken çıktı:O da şu ki, düşlerim hoşuma gitmez oldu,çünkü kusurları gözüme batıyor.