nur

nur
@bergamott
“ama bu kelimeler, üzüntümüzün derinliğini ifade edebilir mi?”
“Gülümsemeye, hayata ve hayatın kendisine biçtiği role aldırmıyormuş gibi davranmaya çalıştı ama başarılı olamadı. Meslektaşlarının oturduğu, dinlenip sohbet ettikleri odanın kapısından girmeden önce, öf be, dedi kendi kendine, bu dünyada tahammül etmemiz gereken ne çok şey var, böyle düşünerek az önce başına gelenleri belleğinden silmeye çalışıyordu.”
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
kendi içime düştüğüm ansiklopedi
Puan vermedi·319 syf.··
2024 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2024 18:09
mükemmel. muazzam. tadı damağımda kaldı. bi 300 sayfa daha olsa bi 300 sayfa daha okumak isterdim. üslup her şey diyorlar ya işte, ne kadar buna katılmamak için çabalasam da (kendi üslubunu bulamamış yazarlar buna katılmayıp hikayenin gücünü savunur çünkü) böyle muhteşem üslupların karşısında boynumu büküp tebrik etmek ve hikayeden daha önemlisinin hikayeyi anlatış biçimi olduğunu kabul etmek zorunda kalıyorum. sühan tecimer, karşılıklı oturup sohbet etmişim gibi hissettim onunla. karakterle yani. zevk aldım. bu tarz bana hep zevk verirdi zaten ama bazen sinirlenip kapattığım olurdu. bunda olmadı, çok sevdim. ayrıca tiyatroyla ilgili fikirlerimi yeniden gözden geçirmemi sağladı karakterimiz. hayal bölümü güzeldi ama çocukluk bölümü de güzeldi. genel olarak çok güzeldi, iyi ki yazarın diliyle üslubuyla tanıştım. memnun oldum. Kendi İçine Düşenler Ansiklopedisi
Kendi İçine Düşenler AnsiklopedisiSelman Bayer · Okur Kitaplığı · 201280 okunma

nur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·319 syf.··
8 günde okudu
·
2024 13. kitabı
Selman Bayer
6.8/10 · 80 okunma
"Beğenmedim. Oyunu değil, bizzat tiyatronun kendisini beğenmedim. Oyunları okurken daha güzel sanki! Okuduğum kitaplardaki kelimeler her türlü titreşimini, aksanını hissedebildiğim seslere bürününce korkunç oluyorlar, tahammül edemiyorum. Daha önce hiç tiyatroya gitmedim, bundan sonra da gitmeyeceğim herhalde. Dedim ya beğenmedim, elimi uzattığımda dokunabileceğim bu adamlar ya da kadınlar beni nasıl başka bir dünyanın olabileceğine inandırabilirler ki? Mümkün değil bu. Kanlı canlı bunlar, benimle aynı dünyada yaşadıklarını görebiliyorum. Ne yaparsam yapayım bu fikir aklımdan gitmiyor. Bu yüzden de kendimi oyuna veremiyorum. Gerçeği sevmiyorum ben, belki de yaşımdan dolayı bir hayal arıyorum. Oyunu izlerken hep bu bilgiyle izliyorum, az sonra oyun bitecek ve bütün oyuncular sahnenin arkasına geçecekler. Kostümlerini çıkarıp gündelik kıyafetlerine bürünecekler. Bizim gibi arabalarına binecekler, belki binmeden önce onlar da bir kahve içecekler. Sonra da kendilerini bekleyen sıradan hayatlarına devam edecekler. Görebiliyorum bunu yüzlerinde. Oysa insan yaşamaktan soyunduğu anda yazmaya ve yaratmaya başlar bence. Böylece okur ya da izleyiciye, bu içinde yaşadığı sıradan dünyadan çok daha farklı, başka bir dünyanın olabileceğini iddia edebilir. Kızma ama senin pek fazla beğenmediğin sinema böyle değil. Orada büyülü bir perde var ve her şey o perdenin üzerinde. Sır perdede anlayacağın. Oysa burada perde sıradan bir örtü gibi, ziyan ediliyor, yalnızca açılırken ve kapanırken kullanılıyor. İşte tiyatroda ziyan edilen o perdeye sinemadayken bir fırsatını bulup da elinizi uzatırsanız her şey kayboluyor. Güzel olan da bu, inatla sizden başka bir dünyanın kapılarını gizliyormuşçasına ketum bir sihirbaz gibi orada duruyor perde ve siz ne yaparsanız yapın o perdeye dokunmamanız
“Uzun bir yola çıkayım, ince ya da kalın fark etmez, türkülere konu değil, bu kalabalıklar olmasın, ama tenha da olmasın, korkarım sonra, tam bu sokak gibi olsun, yürüyeyim bir süre, dağ tepe bayır olmasın, yorulurum, kalabalık olmasın, kırılırım, tek düze olmasın, durulurum, yeraltına girmesin, daralırım. Hem insan yeraltına girmeden de; devler, periler olmadan da bir masal yaşayabilmeli. İnsanların yalnızca başlangıcını gördükleri ve nereye gittiğini hiç merak etmedikleri sonu gelmeyen bir yol gibi olsun, yürüyeyim…”
Edebiyat