Birini ezme fırsatını bulduklarında nasıl da parlıyordu gözleri. Üstelik ellerine geçecek hiçbir şey yokken. Sırf birini aşağılamak için yapıyorlardı bunu. Zevkine. Çocuklara bakıp da saflık, masumiyet ve güzellik edebiyatı yapanların aklına şaşarım. Ben bizimkilere bakınca, insanoğlunun en alçakça eğilimlerinin en çıplak halinden başka bir şey görmüyorum. Kendimi onlardan çok farklı bir yere yerleştiriyor değilim. Sadece ben, hasbelkader, içimdeki çirkinliği dışavurmanın daha rafine yöntemlerini geliştirmiş bulunuyorum.
Nefret edin benden Dorgeville, böyle bir nefrete layığım ben... Benden iğrenmenizi o kadar istiyorum ki! Yarın şatonuzun penceresinden sizi bu denli aldatan, hayatınıza bu denli gölge düşüren yaratığın alevler içinde yakıldığını göreceksiniz. Ben alevler içinde kavrulurken sizin duyarlı yüreğinizin kabardığını, benim için gözlerinizin yaşardığını umarak avunmak isterim. Biliyorum, ağlayacaksınız mutsuzluğuma. Evet, ben hayatınızı yıkmadan önce, bir kız kardeşiniz olarak doğmuştum. Kız kardeşiniz olarak sizde bir acıma uyandırmak isterim.
Suçun mutluluk payı her zaman azdır çünkü; bozulmuş yaratıklar belki katkısız bir ruhun mutlu görünüşünü taklit edebilirler, mutluymuş gibi görünmeyi becerebilirler, ama gerçekten mutluluğu yaşamaları pek enderdir.