Hayat irade ya da niyetle yönetilmiyor. Hayat bir sinir ve lif sorunudur, hücre sorunu. Düşüncelerimiz bu ağır oluşan hücrelere girip gizlenir, tutkularımız buralarda barınıp düşler kurar. Sen kendini güvenlikte sanırsın belki, güçlü olduğuna inanırsın. Gel gör ki bir odada ya da sabahleyin gökyüzünde gözüne rastgele çarpan bir renk tonu bir zamanlar sevdiğin bir kokunun beraberinde getirdiği gizli anılar, çoktan çalmadığın bir müzikten bir ezgi, unutulmuş bir şiirin yeniden karşına çıkan bir satırı... İnan bana, Dorian, hayatımız böyle şeylere bağlıdır.
Dorian’a öyle geliyordu ki kendisi müthiş rüzgârlarla, kapkara bir uçurum ağzındaki yalçın kayalara doğru sürüklenirken, zaman kurşundan ayaklarla emeklemekteydi.
Kibrinin yakarışı karşılığını bulmuş. Pişmanlığının yakarışı da karşılık görecektir. Seni fazla göklere çıkartmıştım ben. Şimdi bunun cezasını görüyorum. Sen de kendini fazla göklere çıkardın. İkimiz de cezalandırılıyoruz.