Erkeklerin düşman görülerek şeytanlaştırılmasını eleştiren teorik çalışmamız, erkek karşıtı kadınların perspektifini değiştirmedi. Kadın karşıtı bir erkek hareketinin doğmasına yol açan da, erkekliğin olumsuz bir şekilde tanımlanmasına duyulan tepkiydi.
Kadına yönelik erkek şiddeti, medyanın hayli ilgisini çekti. (OJ. Simpson davası gibi gerçek hayattan örnekler tarafından da vurgulandı.) Ancak bu farkındalık Amerikan kamuoyunu, bu şiddetin altında yatan nedenlere ve ataerkiye meydan okumaya yöneltmedi. Cinsiyetçi düşünce, erkek tahakkümünü ve onun bir sonucu olan şiddeti desteklemeye devam ediyor. Yığınlarca işsiz erkek ve işçi sınıfı erkeği, beyaz üstünlükçü ataerki içindeki işlerinde kendilerini güçlü hissetmiyorlar ve mutlak otorite sahibi olacakları, mutlak saygı görecekleri tek yerin ev olduğunu hissetme konusunda cesaretlendiriliyorlar. Erkekler, yönetici sınıfın erkek grupları tarafından toplumsallaştırılıyorlar. Böylece kamusal iş dünyasındaki tahakkümü kabul ediyor, evin özel dünyasının ve mahrem ilişkilerinin erkeklikle eşdeğer tuttukları iktidar duygusunu onaracağına inanıyorlar. Bazı erkekler, işçi saflarında yer alan ve daha düşük ücret alan erkeklerin sayısı arttıkça ya da daha çok kadın iş dün yasına girdikçe, cinsiyetçi cinsiyet rolleri hiyerarşisinde iktidarı ve tahakkümü yerleştirmenin ve elde tutmanın tek yolunun şiddet kullanmak olduğu hissine kapılıyor. Kadınları mümkün olan her türlü araçla yönetme hakkına sahip olduklarını söyleyen cinsiyetçi düşünceyi unutmadıkları sürece, kadına yönelik erkek şiddeti norm olmaya devam edecektir.
Sarhoş olunur, ama sokakta sızılmaz, âşık olunur ama sokakta yatılmaz, doyulur ama sokakta sıçılmaz, sokak gelip geçmek içindir... İşte hep böyle saçma sapan cümleler aklında Tante Rosa’nın. O buna açlık diyor. İşsizlik ve parasızlık. Üstelik bu ikisinden de korkmamak, telaşlanmamak, hep bulurum bir yolunu rahatlığı.
Birçok erkek, işsizlik için ve ataerkil geleneklerin onlara verdiği sabit kimliklerin kaybından ötürü çalışan kadınları suçluyor. Onlar için bu kimliklerin birer kurgu olup olmamasının bir önemi yok.