Üç ölüm vardır. Birincisi bedenin işlevini yerine getirmeyi bıraktığı zamandır. İkincisi bedenin mezara sevk edildiği zamandır. Üçüncüsü ise gelecekte, isminizin son defa telaffuz edildiği o andır.
"Sadece gördüklerimizden emin oluruz; başka hiçbir şeye değil, fakat delile başvururuz; bir sistemimiz varsa eğer, bu sistem olgular üzerine kurulmuştur; kendimizde ve başka her yerde hiçbir şeyi değil, fakat maddeyi algılar, onu görürüz. Öyleyse, buradan hareketle, maddenin hem hissedebildiği ve hem de düşünebildiği sonucuna varmaktayız; evrenin hareketinin mekanik yasalara göre gerçekleştiğini, bütünün maddenin özelliklerinden doğduğunu, onun birleşiminin etkisi, maddedeki değişimin dolayımsız sonucu olduğunu görüyoruz; şu halde, fenomenlerin doğanın sunduğu açıklamasıyla yetiniyor; başka bir açıklama aramıyoruz. Her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu, her sonucun onu zorunlu yasalara göre meydana getiren, bilinir ya da bilinmedik doğal bir nedene bağlandığı, tek bir dünya tasarlayabiliriz; kısacası, kanıtlabilir olmayan hiçbir şeyi olumlamıyoruz."
"Dedim: Artık bilgiden yana eksiğim yok;
Şu dünyanın sırrına ermişim az çok.
Derken aklım geldi başıma, bir de baktım:
Ömrüm gelip geçmiş, hiçbir şey bildiğim yok."