'..Umrumda değil senin öfken.
Sen toprağın, denizin ta ucuna gitsen:
Iapetos'la Kronos orada oturur hani,
ne Hyperion güneşinin ışınları vardır orada,
ne yel vardır, ne hava,
derin Tartaros sarmıştır dört yanını,
işte gide gide varsan ta oraya,
yine umrumda değil senin öfken.
Ha köpeklerin en bayağısı, ha sen.''
Büyük, alacakaranlık bir bütün var ruhumuzda, duyumsallığımız, gözlerimiz gibi bulanıklaşıveriyor ve biz, ah, bütün benliğimizle kendimizi vermeyi, bütün sevincimizle biricik, büyük ve görkem dolu bir duygunun tüm benliğimizi sarmasını özlüyoruz.
Peki ya ben? Ben acı çekiyorum, ama yine de yaşamıyorum. Ben belirsiz bir denklemin bilinmeyeniyim. Ben, her şeyin başını ve sonunu yitirmiş, hatta sonunda kendi adını bile unutmuş bir yaşam hayaletiyim.