İstanbul'un kalabasından bıkmışızda
Ardeşen'e gelmişiz.
Toprak kokusuyla bütünleşmiş benliğim. İçim dışım enerji dolmuş... Ağaçlar, çiçekler sanki bu memlekette bir farklı kokuyor, bir farklı açıyor. Her yeri Japon turist gibi çekip duruyorum...
Kendimden geçtiğim bir anda, uzaklardan Ziya bana bağırıyor:
"Çaylar hazııııır"
Bir bakıyorum Azad'a, o da kendinden geçmiş.
Vinç kaldıramaz pezevengi o ağacın altından.
Çay da neymiş.
Zorla da olsa kaldırıyorum Azad'ı.
Götürüyorum Ziya'nın yanına.
"Aga diyor iyi hoşta bu çay, kaçak çayın yerini tutar mı hiç?
Böyle tadı çıkmaz ki.."
Ziya sinirleniyor tabii, tabancasını çıkartıyor hemen.Havaya iki el..
Zor sakinleştiriyorum Ziya'yı...
Berk Karademir