Her yurttaş aynı zamanda asker olmalıdır. Yunanlar ve Romalılar arasında bu böyleydi ve hür olan bütün devletlerde de böyle olmalıdır.
Thomas Jefferson
Belki de kendi geleceğimle Afganistan'ınkini karıştırıyordum. Ayrılmak istemiyordum çünkü
savaş henüz bitmemişti. Aynı zamanda bu tür bir savaşın hiçbir zaman bitmeyeceğinin de farkındaydım. Bu, Almanya ve Japonya'ya karşı zafer kazandığımız İkinci Dünya Savaşı değildi. Bu daha ziyade bir hastalıkla mücadele etmek gibiydi. Bir hastalığı ortadan kaldırırken ya da kontrol altına alırken bir şekilde mutasyona uğrayan ve yayılan bir diğeriyle uğraşmak zorunda kalıyorduk.
Afgan müttefiklerin çay içmek ve namaz kılmak için sürekli ara vermesi Birleşik Devletler'in ateş desteği programını alt üst etti. Greg şaşkın ve bezgin Amerikan meslektaşlarına Afganların savaş tarzının bu olduğunu izah etti. Onlara düşman hedeflerine [Taliban ve el-Kaide] nasıl ateş edeceklerini öğretebilirdiniz fakat onlardan tanımadıkları bir pilotun saldırı programı için namazdan ya da çaydan vazgeçmelerini bekleyemezdiniz.
Çarikar köyü yakınlarındaki toprak bir pistten havalanan turboprop motorlu bir uçakla Afganistan'dan ayrıldım. Senelerdir ilk kez bir uçak Afganistan' a geliyor ya da gidiyordu. Bu hadise duyulmuş ve bir günde Afgan parasının değeri birkaç kat artmıştı. Emrullah, Afganların ittifakımıza duydukları güvenin nasıl arttığını göstermek adına ileride bunu bana anlattı. Tümü Amerikalıların geleceğini anlamıştı. Savaşın harap ettiği Afganistan'da dahi
piyasa buna tepki vermişti.