Ben yaklaşıyorum biraz daha yanına. Erguvan yerlere eğilsin, tüm çiçek ve yapraklarıyla örtsün bizi istiyorum. Kıpırtılı bir yorgan olsun serilsin üstümüze, koparsın bizi bu
dünyadan.
Asıl sahibini hiç bulamamış eski bir mücevherin, kendisine Tanrı kadar yabancı bir cepte yol alışı gibiydi otobüsün arka tarafında, cama kafasını dayamış yalnız halim...
On yedi yaşınızı hatırlayın. Âşık olmuş muydunuz siz de hayata? Nefret mi ediyordunuz ondan yoksa? Ben sümüklüböceklere bile hayrandım o zamanlar. Ne yapmam gerekirse onu yapıyordum işte. Bir daha hiç o kadar özgür oldum mu bilmiyorum. Cemil 'i de bu hayatın içine ustalıkla yerleştirmiştim. Yeni yıkanmış gömleğinin kokusunu şöyle yakından duymak, esmer tenine biraz daha yaklaşabilmek için bütün ödevlerini yapmaya razıydım. Başka da bir şey gelmiyordu zaten elimden. Her seferinde daha çok özenerek yaptığım bu saçma ödevlerden bir başkasını yüzüne bakamadan uzatıyorum.
Annem, üstünde mavi elbisesi ve başına taktığı aynı kumaştan bir bantla hâlâ güzel bir kadın, ama güzel olduğunun farkında olan her kadın gibi davranışlarının sahiciliği
baştan zedelenmiş.