Berna

Berna
@bernaile
GÜ~MSGSÜ Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hayvansever Doğasever Kitapsever ...ancak, Rahatsız edilmeyi sevmez. İnsan severken de seçer!
Öğretmen
Lisans
İstanbul
Kadıköy, 13 Mayıs
157 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Aralanmayı Bekleyen Sır Perdelerinden Birisi Üzerine
Puan vermedi·238 syf.·
2025 17. kitabı
Selamlar, sevgiler! Bana bu kitabı annem hediye etmişti. Benim için en büyük önemi budur. Hediye kitapları çok severim, tabii yıllar sonra okuma fırsatı bulabildim. 2025 yılının kapanışını bu eserle yaptım. Bence güzel bir sene sonu okuması oldu. :) Açıkçası daha önce hiç Sherlock Holmes eseri okumamıştım, ancak dedektiflik ilgimi çeken bir görev diyebilirim. Criminal incelemeler, bir şeylerin izini sürüp sonuca ulaşmalar, yapboz tamamlar gibi sürekli eldeki verileri hesaplamalar bence hayatımızda ufuk açıcı olabilir. Farklı açılardan düşünmeyi ve uyanık olmayı göstermekte bana kalırsa. Kitap her ne kadar uzun zamanımı almış olsa da kısa sürede okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ben hem çalıştığım için hem de sınavlara hazırlık yaptığım için zaman zaman okumalarıma ara verdim, bu nedenle uzadı; siz ara vermeden okursanız kısa sürede bitirirsiniz. Tabii serinin farklı eserlerini okumadığım için kıyaslama da yapamam şu an için, fakat bende farklı kitaplarını da okuyup karşılaştırma yapma isteği uyandırdı. Adı bile insanın aklında efsunlu düşünceler uyandırmaya yetiyor. Kitabın tarzını sevdim, aynı tarzda farklı eserler de okuyabilirim; Sherlock Holmes veya başka isimleri... Tavsiye edebileceğiniz kitaplar olursa yorumda belirtebilirsiniz. Herkese iyi okumalar dilerim!
1000Kitap
Sır PerdesiLuca Martinelli · Yakamoz Yayınları · 201264 okunma
Reklam
2026 Yılında Okuduğum İlk kitap 2026'ya İlk İncelemem
7/10
·380 syf.·
2026 1. kitabı
Selamlar,sevgiler! Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu kitap bana ablamın hediyesiydi. Onunla çıktığımız bir gezme sırasında almıştık ve bana vermişti. Yıllardır kitaplığımdaki yerinde okunmayı bekledi ve sonunda ellerimdeki yerini 1 Ocak 2026 itibariyle alabildi. Seneye kısa süreli bir kar yağışıyla başladık ve kitabı elime aldığımda kar yeni yeni dinmişti. Sonrasında yağması kesildi, kitap da bitti. Bence yeni yıla güzel bir okuma başlangıcı yaptım. Kitapla ilgili düşüncelerime geçecek olursam ayrı bir paragrafa geçmek isterim. Tabii öncesinde kitabın özü gibi gelen şu cümleyi alıntılamak isterim: "Aşk dünyayı turlamak kadar güzeldi." s.286 Kitabın dilinden başlamak istiyorum. Bana oldukça akıcı geldi. Üç günde okunup bitirilebilecek kadar... Kitap beni içine çekti ve gerçek anlamda sürükledi, diyebilirim. Her ne kadar araştırdığımda bilgi edinememiş, birkaç tane alıntı dışında bir şey görememiş olsam da kitaba okumak için şans verdiğime değdiğini düşünüyorum. -En azından hediye oluşundan ötürü okunmalıydı.- :) Konuyu fazla dağıtmadan kitabın neden bu kadar kıyıda köşede kaldığını çok anlayamadığıma sözü getirmek isterim. Aslında içerik olarak beni rahatsız eden birkaç temaya değinmesinin haricinde gayet eğlenceliydi. Okunma noktasında daha iyi bir seviyede olabilirdi. Zira 1K'daki ilk incelemesini yazıyorum. Eğlendirdiği kadar afallattı da... Kitap bir acı bir tatlı devam etti. Bir ara kız artık mutluluğu yakaladı derken yine drama başladı. Hatta sonunda hiç beklemediğim bir kişiyi kaybetmesi bende hüzün etkisi yarattı. Beklemediğim bir kişiydi. Gerçi kitapta bu kadar çok kanser hastalığına değinilmesinin sebebini de yazarın kimliğini araştırdığımda Ayşe Arman'ın bir röportajından yola çıkarak anladım ki yazarın yazdığı kitaplar otobiyografik ögeler
1000Kitap
Seksen Günde AşkıâlemEnder Aksu · Artemis Yayınları · 201614 okunma
Peyami Safa Kaleminden Dillere Destan Hırsız: Recai
Puan vermedi·128 syf.·
2025 9. kitabı
Merhabalar :) Kitapseverlere küçük bir inceleme bırakmak isterim. Bu sefer okuduğum kitabın maneviyatı benim için oldukça derin. Kitaplığımın en değerli parçalarından biri desem yeridir. Neden mi? Kısaca bahsedeyim: YıIllar önce Türkçe dersine girdiğim bir öğrencim, Peyami Safa(Server Bedi) konusu geçtiği için bana bu eğlenceli öykü kitabını hediye etti. Kitap hediyesi her zaman beni cezbetmiştir, ancak böylesi bir başka mutlu etmişti. Açıkçası hem öğrencimin bu kültürel değeri okumuş olmasına (o zamanlar beşinci sınıf öğrencisi) hem de bana yaptığı bu ince jestine hayran kaldığımı en baştan belirtmek isterim. Okurken nasıl büyük bir keyifle okuduğumu siz tahmin edin. :) Daha evvel Peyami Safa'nın romanlarını okumuştum, öykülerini ise ilk defa okumuş oldum. Yazdığı bütün eselerde anlattıklarının içine alıyor beni, nasıl akıp gittiğini anlamadan okuyorum. Bu hikayeleri de bambaşka bir akıcılıkta. Hırsız Cingöz ve polis memuru Başkomiser Mehmet Rıza hikayelerin başkahramanlarıdır. Hırsız antagonist karakterimiz ve polisimiz de protagonistimiz. Yardımcı karakterlerimizse zengin, mücevherat sahipleri ya Amerika'da ya İstanbul'da lüks bir hayat yaşayan tiplerdir. Cingöz Recai onların bu kadar varlıklı oluşlarına mütevellit ihtiyacı olmasa da göz koyduğu tüm mücevherlerini dahiyane planlarla ve çetesindeki adamlarıyla aşırmakla meşhur olmuştur artık. Olayların vuku bulduğu başlıca mekanlar ya bir kuyumcu dükkanı ya vapurun güvertesi ya otel odası ya apartman dairesi veya da Pera Palas Balosu; perspektif çok geniş. Polisiye öykü/roman sevenler için mutlaka okumalarını tavsiye edeceğim bu kitap Peyami Safa'nın Cingöz Recai serisindeki ilk eseridir. Ayrıca şöyle bir Wikipedia bilgisi ekleyelim: Cingöz Recai tiplemesini Fransız yazar Maurice Leblanc'ın Arsen Lüpen karakterinden
Edebiyat
Cingöz Recai - Elmaslar İçindePeyami Safa · Beta Kitap · 2017912 okunma
F.M. Dostoyevski'nin kıyıda kalmış romanı: Ev Sahibesi
Puan vermedi·96 syf.·
2020 57. kitabı
Rus edebiyatını göklere taşımış yazarımız Dostoyevski'nin etkileyici bir klasiğini sonladırdıktan sonra, elbette bir iki kelam etmek istedim : Ana teması ilk görüşte kara sevdaya tutulan Ordınov isimli bir gencin Katerina isimli genç kıza aşkı olsa da altında yatan dinî anlatımlar ve psikolojik tahliller çok çarpıcıdır. Gizemli bir bilinmezlik hikâyenin bütününe hâkim. Nitekim, hikâyenin sonu da bu bilinmezliğe çıkmaktadır. En güzel tarafı ise yazarın betimlemeleriydi, tasvirleri çok kuvvetliydi. Ayrıca, dikkatimi çeken bir noktaya daha değinmek isterim: Hikâyenin bir de yan teması var, 'Dostluk' kavramı... Hikâye boyunca göz dolduran, o koskoca Yaroslav İlyiç-Ordınov dostluğu hikâyenin sonunda nasıl bir çıkmaza girer? Birbirlerini gördükleri yerde, soğuk rüzgârlar esmeye başlamıştır. Yazarın dostluğa dair eleştirisini Ordınov'un yüce dostu Yaroslav İlyiç'in şu düşüncelerinden anlıyoruz : - Genel olarak insanların yalancılığından, dünyadaki her şeyin ölümlü oluşundan... Hikâyede geçen kısa bir bölüm : -İyi dost dediğimiz kimselerle hafiften alay etti. Sonunda sözü, dünya kurulalı beri, gerçek dost diye bir şey olmadığı hâlde, kendilerini dost gösteren kimselerin yalancılığına, ikiyüzlülüğüne getirdi. Sözün kısası Yaroslav İlyiç akıllanmıştı. Tüm bunların yanı sıra, hikâyedeki kahramanları tahlil ettiğimde, Dostoyevski'nin hayatından, çocukluğundan izler taşıdığını fark ettim. Belki de bana öyle gelmiştir. İhtiyar Murin'in içki bağımlısı, çabuk kızan birisi oluşu Dostoyevski'nin babasını anımsatırken, Katerina'nın güzelliği ve hasta oluşu da Dostoyevski'nin annesini anımsattı. Bu benim kişisel görüşümdür. Şu an kahvemi yudumlarken, yazımı güzel bir alıntıyla sonladırayım : "Düşünce insanın kalbini sızlatır. Düşünce acıdan, üzüntüden gelir; üzüntü doğurur. Mutluluk
Edebiyat
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Kum Saati Yayınları · 201213,6bin okunma