İÖ VIII. ve VII. yüzyıllar polisin hızla şekillendiği yüzyıllardır. Karanlık Çağ aynı zamanda ekonomide de ciddi bir gerileme dönemi olduğu için toplulukların kabile örgütlenmeleri, bu dönemde az çok kendini koruyabilmiştir. Temel ekonomi elbette tarım ekonomisiydi. Topraklar, topluluğun ortak malı olarak çeşitli biçimlerde, topluluk üyelerine, şöyle ya da böyle eşit bir biçimde paylaştırılıyordu. Ancak bu yüzyıldan itibaren ticaretin ve para ekonomisinin canlanmaya başlamasıyla, kabile esasıyla örgütlenmiş küçük topluluklarda şefler ve benzeri ayrıcalıklı roller üstlenmiş olanlar, kendilerini aristokratik, soylu bir sınıf olarak örgütlemeyi ve yavaş yavaş toprakları kişisel mülkleri haline getirmeye başardılar. Köylerde topraklarını kaybedenler kaçınılmaz olarak pazar yakınlarına aktı ve pazar merkez olmak üzere, giderek buralarda köylerden farklı olarak kentsel alanlar belirmeye başladı. Homeros destanlarında topraklarını yitiren ve soylu sınıfa hizmet etmekten başka seçeneği olmayan bu kesimin, yani theteslerin hikâyelerine yer verilir.
Çocukluktan itibaren mecburiyet hissi altında duygusal olarak ezilmek üzere eğitildik. Sadece bu sebeple, borcun psikolojik yükünden kurtulmak için aldığımız iyilikten daha büyüğünü yapmaya razı oluyoruz.
Sanat, ne bir post kavgası, ne eş dost loncası, ne de şöhret basamağıdır. O, bireyin kapris aleti değil, yığınların toplumsal devrimleri kavrayabilen, ilerleme yolunda yeni ve diri hareketleri zorlayan yığınların dinamizmidir. Ve sanatınız, başıboş, cüce yaygaraların sömürüsünden silkinerek kültürle anlaştığı gün dava kurtarılmış olacaktır.