Hayal mi gerçek?Gerçek mi hayal?İkisi de mi gerçek?İkisi de mi hayal?...Hem gerçeği hem hayali muallakta bırakan bir obsesif şüphenin romanı:
Puslu Kıtalar AtlasıEflâtunî bir girdap içinde büyük daireler çize çize derinlere doğru efsunlanmış ve yarı-anestezik bir halde duhul ederken birden son sayfaya gelmemle birlikte geceyarısının bir kör vaktinde sebepsiz yere tiksinç kart sesiyle öten bir karganın çığlığıyla aniden irkilerek bir rüyadan uyandım.Engin Maviolarak gerçek hayatıma döndüm. Ancak şu anda da hangi hayatım gerçek hangisi düş bilememekteyim. İşte tam olarak böyle bir roman okudum.
Romanı bitirdikten sonra günlük hayatınıza kaldığınız yerden devam edebilmek için birilerinin sizi omuzlarınızdan tutup silkelemesi gerekecek. Lâkin hayal gücünün büyüsünün konfor alanından çıkmak ve yarı-anestezik etkilerinden kurtulmak pek de kolay olmayacak.
Anesteziye hazırsanız incelemeye başlıyorum.İhsan Oktay Anar‘ın 35 yaşındayken yazdığı eseridir. Yazarın felsefe, mitoloji, teoloji, edebiyat, kültür bilgisinin derinliğine ve toplam entelektüel donanımına bakıldığında 35 yaş gibi genç bir yaşta böylesi yüksek kalibreli bir donanıma sahip olması ve böylesi kült bir eser bırakabilmesi, onun ne kadar üst seviye bir yazar olduğuna dair gayet yeterli bir göstergedir.
İhsan Oktay Anar, önce büyülü bir dünyanın içine okuru sokar gerçekdışı dünyayı okura benimsetir onun gerçekdışı kurallarını hayatlarında gezindirir. İlerleyen bölümlerinde fantastik gerçekdışı öğeleri yavaş yavaş seyreltip gerçekçi dünyanın öğelerine büründürür. Fantastik gerçekdışı öğelerle okuru oltasına çeker, yemeği lezzetli bir sosa batırıp damak zevkine uygun hale getirip okurunu oldukça iştahlandırır bir halde romanını nakış gibi işler.
Puslu Kıtalar Atlası, sıradan bir kurgu roman değil, devasa bir