Öyle bir aşk yaşamışsındır ki,
bir daha artık böylesini yaşayamam dersin.
Aşk sözcüğüne anlamını veren,
bedenin tüm hücrelerinde,
sinirlerinin her atomunda duyduğun bir duygudur.
Sonra, bir gün, bir rastlantı, yeniden aynı heyecan,
aynı coşku, aynı yoğunlukta yaşanan anlar...
İnanamazsın. Bir düşteyim sanırsın.
Kitaplar da benim için öyledir.
Eski aşklara dönemezsin, ama eski kitaplara dönebilirsin.
İçiçe geçen yaşamlar vardır. El örgüleri gibi bu örülen giysi sizin sırtınızda da olabilir, karşınızdaki insanın sırtında da. Renk renk motifler. Ya da düz. Hangi motif nerede başlıyor nerede bitiyor çıkaramadığınız. Ama bir yerinden çekip koparmaya bakın. Örgü sökülür, eğer sararsanız adına ÇİLE denilen bir yumağı oluşturur.
Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bu ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden meydana çıkıyordu...