Farkediş, özümseyiş, mücadele.
Tam anlamıyla bağımlılıkla mücadele için yazılmış bir kitap değil. Ekran süresinin dünya çapında önüne geçilemeyecek derecede artmış olmasından rahatsızlık duyan yazarın vaftiz oğlunun halinden duyduğu rahatsızlık hikayesi ve süreçte gelişen bir süre kendini internetten tamamen uzakta bir adaya atması ile yaşadıkları, hissettikleri farkettikleri ile başlıyor kitap. Daha başlarda merakla içine çekiyor okuyucuyu. Kendini ve etrafını sorgulamaya başlatıyor. Ben de mi ? Araştırmalarla konunun anlatımı çok iyi desteklenmiş. Anlatım basit dümdüz. Herkes okusun diye sanırım. Bulabilirseniz alın.
Tarihsel süreçte günümüzü etkileyen gerek kapitalist gerek politik etmenler, insanların değişen ve sözüm ona gelişen dünyaya ayak uydurma çabaları ile daha iyi mi gidiyoruz gerçekten sorusu.. Daha tüketen bir dünya toplumuyuz, daha müsrif, daha korkak, daha yalnız ve daha bağımlı. Ekrana, sonsuz kaydırmaya, e ticarete, yapay besinlere, katkı maddelerine, plastiklere.. İklim krizi demiyorum, bilinçsiz insanlarız diyorum. Yediğimiz şeylerin değişiminden savaşlara, gördüğümüz çevrenin bozulmasından siyasi rekabetlere her şey bizi bu hale getirdi ve bireysel ya da azınlıklar hariç kimse " bir dakika ya, n'oluyo?" Demedi. Diyemiyor. Diyecek mi bilmiyoruz, zira bireysel farkındalık çocukların hepsini birden korumaya maalesef yetmiyor. Hatta bireysel farkındalık bazen bir sokağın çöpünü, bir mahellenin havasını bile temizlemeye yetmiyor .. Üzgünüm. Hayatım boyunca sanırım birkaç defa daha okurum.