Uzunca bir süre, Nadya saçlarını okşarken, öylece yatıp o gün öğleden sonra parkta olanları, Anna Korev'i düşündü. Kızını götürdüklerinde attığı çığlıkları. Bu görüntüler zihninden bir türlü kaybolmadı, durmadan tekrarlandı, sonunda kendini pişmanlığın ağırlığı altında buldu. Uzun uzun, rahatsızca içini çekti.
Nadya fısıldadı, "Anlat bana Yuri, Tanrı aşkına, aklındaki seni çıldırtmadan bana neler olduğunu anlat."
Bir süre konuşamadı ardından, "Yapamam," dedi.
"Lütfen sorme artık."
Ben sadece sevdiğim adamı değil; beni anlayan, konuştuğumda beni dinleyen çocukluk arkadaşımı; duygularımı kontrol edemediğimde bana mantığımı kullanmam gerektiğini öğreten, dilimi sadece yakıp yıkmak için değil, aynı zamanda insanları savunmam için kullanmama yönlendiren akıl hocamı da kaybetmiştim.
Yanık insan eti kokusu.
Çevresine bakınmak için boynunu çevirdi, sol kolundaki ağrıdan çığlık çığlığa haykırdı.
Gözlerini usulca kapadı, sonra tekrar açtı, alacakaranlıkta görebildiği kadarıyla vücuduna baktı.
Karın içinde yatıyor, kafasının arkasında sert bir şey hissediyordu. Yattığı yerden, çürüyüp yıkılmış bir ağacın gövdesine yaslanmış olduğunu anladı. Kafasının arkasında keskin bir sancı vardı, tüm vücudunun ağrıyla kasıldığını hissetti. Patlama elbiselerini parçalamış, kumaşlar hafifçe yanmıştı, burnuna yanık malzeme ve yakıt kokusu geliyordu.
Bir şey daha.
Baktığında, takma elinin kopmuş olduğunu dehşetle gördü. Kesik bileği ortaya çıkmış, ucundan da yanmıştı.
Kesin olan bir șey vardı.
Bașarısız olmaya hakkı yoktu. Başarısız olursa başına gelecekleri tahmin bile edemiyordu. Beriya' nın kurallarına göre oynanan oyunda, başarısızlık halinde Lukin sadece kendininkini değil Nadya nın hayatını da tehlikeye atıyordu. Adam o kadar acımasız biriydi. Ídam sahneleriyle, işkence edilen kızın görüntüleri kötü bir kabus gibi zihninden hiç çıkmıyordu. Beriya ve Romulka gibileri için ölümle işkence bir keyif, oyunun bir parçasıydı..
"Bombardier Challenger 350."
Üstüne çıktığımız bulutları dalgın bir şekilde izlerken Sahra' nın sesiyle kendime geldim. Ona baktığımda benim aksime daha soğukkanlı gözüküyordu. "Anlamadım?" dedim.
"Özel jetin modeli," dedi. Ben olayın sebeplerini düşünürken o çoktan sonuçlarını analiz etmeye başlamıştı bile. "Kimin bu?
Şiyar Saruhan'ın olamaz çünkü o yurt dışına yeni uçtu."
Omuz silktim. "Güher'e aittir ama asıl jetinin bu olduğunu sanmıyorum,' dedim. "Muhtemelen Arjin'e tahsis etmistir. O sıklıkla Suudi Arabistan'a gidip geliyor."
Sayısız umre ve hac yapmış olan o yaşlı kadının en büyük adakları da Kabede yapılmıştı. Yine de bazı dualar hikmetli sebeplerden dolay kabul olmazdı. Arjin'in duası hangi sebeple kabul olmuyordu, bilmiyordum fakat geçmişinin bedelini birlikte ödemeye devam ediyorduk.
"Doğru," dedi Sahra kinayeli bir ifadeyle. "O zenginliği ancak Gulfstreamin sınırlı sayıda ürettiği jetler kaldırır."