Büyük salon sadece İlhan a aitti. Onun kokusu, onun zevki, ona gelen hediyelerle doluydu. Her köşesi onun seçtikleriyle döşenmişti. Tanya bir gün uğradığında -ki bunca zaman içinde gelişi bir elin parmaklarını geçmezdi- "Neden senin yaptığın seramiklerden hiçbiri yok?" diye sormuştu.
Eksikliği o an fark etmiş, sonra şöminenin üstüne iki parça yerleştirmişti. Koymadan önce İlhan'a sormayı da ihmal etmemişti. Çünkü ilhan için renklerin uyumu, objelerin ya da tabloların boyutu ve duruş biçimi önemliydi.