...Gerçekten suçlu olduğumu çok sonraları anladım. Ben olmasaydım, annem ayakkabı satın alabilmek için kredi servisinde aşağılanmayı sineye çekmek zorunda kalmazdı. Annem birdenbire hoyratlaşınca, ayakkabı almak, asla hesabı verilemeyecek bir aşırılık, bir ölçüsüzlük gibi gelirdi bana. Annemle empati kurmamla, bugüne kadar gizemini korumuş bir şey yükselirdi içimde: Suçlu bir sevinç. Hayatı kavrayamadığımı saklamak zorundaydım. Suçluluk duymadan sevinebilmek için annemin elini tutar, okşardım. Genellikle işe yarardı bu. Annemin elini tutmamla, onun utancını, hüznünü, hatta öfkesini paylaşmaya hazır olduğum birdenbire alenileşirdi. Annem o kadar duygulanırdı ki, bana yine iyi davranırdı. Sevincim ancak o zaman onaylanmış gibi olur, çocuk mutluluğum onunla benim aramda gürül gürül akardı.