Keşke birileri bana aşkın eziyet olmadığını söylemiş olsaydı. Çünkü ben aşkın seni ikiye bölecek, kalbini kıracak ve onu en kötü biçimde bırakacak bir şey olması gerektiğini düşünüyordum. Aşkın bombalardan, gözyaşlarından ve kandan oluştuğunu sanıyordum. Seni ağırlaştırması değil hafifletmesi gerektiğini bilmiyordum. Aşkı bir savaş sanıyordum. Onun… Onun barış olması gerektiğini bilmiyordum.
"...bunları düşünürken hiçbir şey hissetmiyordum. duyguları, hisleri düşünebiliyordum ama içimde canlanmalarını sağlayamıyordum. duygularımın nereden geldiğini bile bulamıyordum. beynimden mi? mantıklı gelmiyordu bu. en iyi bildiğim duygu sinir bozukluğuydu - göğsümde bir ağırlık, boynumda başım bedenimden ayrılmaya hazırlanıyormuş gibi bir titreşim. fakat bu doğrudan sinir sistemimle bağlantılı geliyordu bana - fizyolojik bir tepkiydi. üzüntü de benzer bir şey miydi? peki sevinç? özlem? sevgi?”
Hava kötü dediğimde sadece havadan söz etmediğimi anlamak bu kadar zor mu? İlle de,ben bu hayattan bıktım, türünde sözler mi söylemeliyim? İşim çok dediğimde,bana sahip çıkacak bir erkeğe ihtiyaç duyduğumu anlayacak biri... Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz, sarıl bana dedikten sonra,sarılmanın ne anlamı kalır!