''Birden Evgenia'yı ne kadar özlediğimi fark ettim. Üç gündür görmemiştim onu... Çok kıymetli bir şeyimi kaybetmiş gibi oldum...
...Yeşil gözlerindeki ışıltı, sesindeki sevinç bir anda bütün yorgunluğumu aldı, götürdü. Ee ne diyordu şarkı ''vücud ikliminin sultanısın sen, efendim derdimin dermanısın sen''. Sahiden de sevginin iyileştirici bir gücü vardı. Elbette yalansız olanın, çıkarsız olanın, hakiki sevginin gücü vardı. Eğer sizi samimiyetle seven bir kadın varsa mutlu olmanız için yeterince sebebiniz var demekti. Bu sevgiyi ne kadar hak ettiğim çok su götürürdü ama o şanslı erkeklerden biriydim ben.''
Çaresizlik insanı aşağılık bir mahluka dönüştürüyordu demek. Ben yakamı kurtarayım da... “Bencil, bencil bu Müştak... Ne olurdu sanki suluboyanı, Şaziye’ye verseydin...” Ama Şaziye, tertipli kullanmıyor, bütün boyaları birbirine karıştırıyor, temizlemesi de bana düşüyor, demedim... Çünkü suluboyamı teyze kızıma vermek istemiyordum. Evet, bencildim, defterimi, kitabımı, kalemimi, bilhassa da suluboyamı kimseyle paylaşmak istemiyordum. Tıpkı Nüzhet’i paylaşmak istemediğim gibi... “Bak kartonu yırtıp attı, sırf Şaziye kullanmasın diye... İçinde kötülük var bu çocuğun, kötülük...” Gerçekten de içimde kötülük var mıydı? Yoksa Nüzhet’i de artık başkalarıyla olmasın diye...
Bence sevgiliye ulaşmak denen şey, Peri'nin yanımda olması, hem de güler yüz göstermesidir. Yanımda bulunmadığı zamanlar, sanki dünyanın öteki ucuna giderek, hem de bir girdaba düşüp yok olmuş gibi sanarak çıldırma derecelerine varırım. Yanımda olup da bana alnının kırışıklığını gösterdi mi, bunu da dayanılmaz bir ayrılık, bir iç acısı sayarım.
Aşk geçici, evlenme ise daimidir. Evlenmeyi aşkın devamı sanan nice saf yürekli çiftler, üç ay geçmeden dudaklarda ateşin söndüğünü görmüşler ve bir akşam, kendilerini karşı karşıya esner bulmaktan şaşırmışlardır. Aşk değişmeyince ölür.
En eski edebiyattan en yenisine kadar, her dilde, şiirin konusu zevce değil, sevilendir (maşuka), hayaller ve benzetmeler, hep sevgilinin süzgün gözleri ve karanlık kirpikleri etrafında pervaneler gibi uçuşur. Kahramanı zevce ve konusu evlenme olan hikayeden daha tatsız ne olabilir?