Yirmi Beşinci Lem'ā- Sekizinci Devâ
Ey âhiretini düşünen hasta! Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Hastalıklar keffaretü'z-zünub olduğu hadis-i sahihle sabittir. Hem hadiste vardır ki: "Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer; imanlı bir hastanın titremesi de, öyle günahları silker."
Ey kimsesiz, garib, biçare hasta! Hastalığınla beraber kimsesizlik ve gurbet, sana karşı en katı kalbleri rikkate getirirse ve nazar-ı şefkati celbederse; acaba Kur’an’ın bütün sûrelerinin başlarında kendini Rahmanu’r-Rahîm sıfatıyla bize takdim eden ve bir lem’a-i şefkatiyle umum yavrulara karşı umum valideleri, o hârika şefkatiyle terbiye ettiren ve her baharda da bir nevi cennet-i rahmetiye zemin yüzünü nimetlerle dolduran ve ebedî bir hayattaki Cennet, bütün imasiyine bir cilve-i rahmet olan ismin Hâlık-ı Rahîm’ine nisbeten, elbette en büyük hususî hastalığın lisan-ı acziyle Ona iltica et ve Onu tanı veya tanımasızlıkla hastalığın, o nur ve nuranî nazarı-ı rahmetini celbetmesin.
Madem O var, sana bakar; sana her şeye var. Asıl gurbet, kimsesizlik, Ona bakmamak, iman ve teslimiyetle Ona intisap etmemek veya intisabına ehemmiyet vermesin.
Ey ah u enin eden hasta! Hastalığın suretine bakıp âh! Etme. Mânâsına bak, oh! de. Eğer hastalığın mânâsı güzel bir şey olmasa idi, Hâlık-ı Rahîm en sevdiği ibâdına hastalıkları vermezdi. Halbuki, hadîs-i sahîhte vardır ki:
اَشَدُّ النَّاسِ بَلاَءً الْاَنْبِيَآءُ ثُمَّ اْلاَوْلِيَآءُ * — ev kemâ kâl. Yani, “En ziyade musibet ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en iyisi, en kâmilleridirler
Ey âhiretini düşünen hasta! Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Hastalıklar keffâretü’z-zünûb olduğu hadîs-i sahihle sabittir. Hem hadîste vardır ki: “Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer; imanlı bir hastanın titremesi de, öyle günahları silker.”