Az önce kendimi, kendi kendime kitabı anlatırken ve kitabın eleştirisini yaparken yakaladım (Karantinanın ve yalnız kalmanın etkileri efendim, çok da şey yapmayalım).
Bu sebeple de bari inceleme yazayım dedim.
Kitap bilimkurgu kategorisine dahil edildiği için okumayı tercih ettim. Şunu belirtmek isterim ki bu kitap yalnızca "bilimkurgu" denilerek geçilebilecek bir kitap değil. Çünkü yazar, kitapta fantastik ögeleri kullanarak birçok kavramı eleştirmeyi tercih ediyor. Yazarın 2. Dünya Savaşı'nda yer aldığını ve savaş sırasında tutsak düştüğünü belirtmek isterim. Zira, görüldüğü kadarıyla eleştirdiği konular üzerinde yaşadıklarının büyük bir etkisi var.
Kitabın konusu kısaca "Milyoner kâşif Winston Niles Rumfoord uzaygemisiyle bir krono- sinklastik infundibulumun ortasına dalarak saf enerjiye dönüşür. Yalnız elli dokuz günde bir maddeleşebilir ve bir saatliğine dünyadaki evine dönebilir. Tek tesellisi, artık geçmişi ve geleceği tamamen görebilmesidir: Karısının, dünyanın en zengin ve en ahlaksız adamı Malaki Constant’la birlikte uzay yolcusu olacağını da bilmektedir. Malaki’nin bu beklenmedik destansı yolculuğu onu tanıdık ve tanımadık pek çok gezegene, dünyamızın işgaline, Titan’da yüz binlerce yıldır bekleyen bir uzaylı turiste götürecektir." olarak her yerde özetlendiği için bilinebilir ve bulunabilir cümleler yazmak istemiyorum. Yine de devamındaki bazı cümlelerde spoiler niteliği haiz olabilir lütfen rahatsız oluyorsanız devam etmeyin (ama ben olsam devam ederdim).
Yazar, savaş karşıtı olarak kitapta savaş hakkında eleştirilerde bulunuyor. Bu eleştiri açıkça anlaşılır şekilde değil, hikayeyi anlatırken ince ince işlenmiş. Örneğin biri tarafından savaşın araç olarak kullanıldığını, kullanan kişinin amacının her zaman görünenden oldukça farklı olduğunu, savaşı