Beste

9/10
·308 syf.··
2020 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2020 22:25
Az önce kendimi, kendi kendime kitabı anlatırken ve kitabın eleştirisini yaparken yakaladım (Karantinanın ve yalnız kalmanın etkileri efendim, çok da şey yapmayalım). Bu sebeple de bari inceleme yazayım dedim. Kitap bilimkurgu kategorisine dahil edildiği için okumayı tercih ettim. Şunu belirtmek isterim ki bu kitap yalnızca "bilimkurgu" denilerek geçilebilecek bir kitap değil. Çünkü yazar, kitapta fantastik ögeleri kullanarak birçok kavramı eleştirmeyi tercih ediyor. Yazarın 2. Dünya Savaşı'nda yer aldığını ve savaş sırasında tutsak düştüğünü belirtmek isterim. Zira, görüldüğü kadarıyla eleştirdiği konular üzerinde yaşadıklarının büyük bir etkisi var. Kitabın konusu kısaca "Milyoner kâşif Winston Niles Rumfoord uzaygemisiyle bir krono- sinklastik infundibulumun ortasına dalarak saf enerjiye dönüşür. Yalnız elli dokuz günde bir maddeleşebilir ve bir saatliğine dünyadaki evine dönebilir. Tek tesellisi, artık geçmişi ve geleceği tamamen görebilmesidir: Karısının, dünyanın en zengin ve en ahlaksız adamı Malaki Constant’la birlikte uzay yolcusu olacağını da bilmektedir. Malaki’nin bu beklenmedik destansı yolculuğu onu tanıdık ve tanımadık pek çok gezegene, dünyamızın işgaline, Titan’da yüz binlerce yıldır bekleyen bir uzaylı turiste götürecektir." olarak her yerde özetlendiği için bilinebilir ve bulunabilir cümleler yazmak istemiyorum. Yine de devamındaki bazı cümlelerde spoiler niteliği haiz olabilir lütfen rahatsız oluyorsanız devam etmeyin (ama ben olsam devam ederdim). Yazar, savaş karşıtı olarak kitapta savaş hakkında eleştirilerde bulunuyor. Bu eleştiri açıkça anlaşılır şekilde değil, hikayeyi anlatırken ince ince işlenmiş. Örneğin biri tarafından savaşın araç olarak kullanıldığını, kullanan kişinin amacının her zaman görünenden oldukça farklı olduğunu, savaşı
Edebiyat
Titan'ın SirenleriKurt Vonnegut · Can Yayınları · 2018244 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·224 syf.··
2019 76. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2019 19:40
Kemerleri bağlayın AYA GİDİYORUZ! Hiç Ay’a gittiğinizi ve orada nelerin olduğunu hayal ettiniz mi? Ay’da hiçbir şeyin olmadığının bize beyan edildiğini biliyoruz (tabii hala Ay’a gidilmedi denilse de). Kitap 1901 yılında yazılmış. Daha önce H.G. Wells okudunuz mu bilmiyorum ancak adamın öyle bir dünyası var ki şaşırmamak elde değil. Taa yıllar öncesinden birçok şeyi tahmin etmiş ve yazmış. Bilimkurgu sevenlerin okuduğunu ve beğendiğini tahmin edebiliyorum. Zira ben kendisinin kalemini ve kurgu dünyasını çok beğeniyorum. Bence spoiler yok ama var denme ihtimaline binaen bildireyim: SPOILER OLABİLİR! Kitapta Ay’a gitme arzusu olan bir bilimadamı ile senaryo yazarı kendi halinde bir adamın karşılaşması, akabinde Ay’a gitme kararları, gerçekten de Ay’a gidebilmeleri ve başlarına neler geldiği (ya da kimler mi demeliyim?!) anlatılıyor. Devamını anlattığım takdirde detay vermek zorunda kalacağım için muhteşem bir kurgu olduğunu belirtmekle yetineceğim. Sadece İthaki Yayınlarına bu kitabı basmadıkları için biraz kırgınım. Hem bilimkurgu koleksiyonumu bozdum hem de yayınevinin baskısı ile çevirisi kimi yerlerde okunamayacak kadar kötüydü. Onun dışında ise okunmalı, tavsiye ediyorum; zira yazıldığı döneme göre hayal edilenler gerçekten şaşırtıcı. Belki de hayal değildir, kim bilir?
Edebiyat
Aydaki İlk İnsanlarH. G. Wells · Laputa Kitap · 2017863 okunma
4/10
·226 syf.··
2019 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2019 21:29
Kitapla ilgili inceleme yapsam mı yapmasam mı ikileminde kaldım ancak merak edip de almak isteyen olursa bu incelemeye denk gelsin ve bir daha düşünsün istedim. Kitabı ilk nerede gördüğümü hatırlamıyorum ancak gördükten sonra burada yorumlara bakayım dedim, bir baktım herkes 10/10 vermiş ve yorumlar inanılmaz güzel. Hemen sipariş ettim kitabı. Merak etmeme rağmen de sırada beklettim zamanı gelince okuyayım diye. Neyse efendim... Kitaba gelelim. Bakın, ben burada yapılan incelemelerin ve verilen puanların reklam amacıyla olduğunu düşünmeye başladım (İnceleyince fark ettim ki inceleme yapan hesaplar inceleme yapıldığı gün açılmış, sadece de bu yayınevine ait kitaplara inceleme yazmış. Çakallar sizi...). Neden mi? Çünkü yapılan incelemeler ayrıntısız ve kısa, kitap 10/10'luk bir kitap değil, hatta 4 dahi yüksek ancak bu puanı verme sebebim de hikayesinde merak unsurunun olması. İncelemelerden birinde "Edebiyat işte budur diye içimden geçirdim okurken." gibi iddialı bir cümle geçiyor, kitabı bitirdiğimde ise verdiğim tepki şu şekilde oldu: ?!?!?!?!?!?!?!?!?!?!?! Kitabın arka kapağında "Ana karakter Isbel Loment, halasıyla yaşayan ve hayatı oldukça sıradan olan bir kadındır. Üstelik sıkıcı bir adamla da nişanlıdır. Nişanlısının, Isbel ve halasına Sussex'te bir ev kiralamaya çalışması; Isbel'in, kendi gerçekliğinden farklı olan Doğu Odası'nı keşfetmesine sebep olacaktır. Bu, hem yaşamını hem de kaderini sonsuza dek değiştirecektir." şeklinde kitabın konusu az buçuk verilmiş. Kitaptaki kadın karakter Isbel, ev kiralamaya çalışır ancak ev hakkında birtakım duyumlar alır (evde bir odanın ara sıra görünüp kaybolması gibi). Daha sonra eve gittiği vakit, evde garip olaylar yaşar ve bu olayların sebebinin ne olduğunu bulmaya çalışır. Kısaca bu şekilde özetleyebilirim. Kitabın
Edebiyat
Lanetli KadınDavid Lindsay · Elpis Yayınları · 2019164 okunma
10/10
·135 syf.··
2019 34. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2019 01:04
Masallar sadece çocuklar için midir? Yoksa buna inandırıldık mı? İş Bankası Modern Klasikler Dizisi'nin 126. kitabı olarak çıkan Oz Büyücüsü, 1900 yılında yayımlanan Amerikan edebiyatının ilk masalı olarak görülmektedir. Kitap ünlü olmakla birlikte filmi de mevcuttur ve bir hayli ünlüdür (hatta ünü kitabın önüne geçmiştir denebilir); ününün sebebi bir ilk taşımasından ziyade masaldaki birçok unsurda kitabın yazıldığı döneme göndermelerin bulunmasıdır. Doğrusunu söylemek gerekirse kitabını okumamak ve filmini izlememek adına çok fazla direndim ancak İş Bankası'ndan çıkınca dayanamayıp okudum. Bir varmış bir yokmuş... Dorothy ile köpeği Toto Kansas'ta mutlu mesut yaşarken bir anda kendini hiç bilmediği bir ormanda buluvermiş. Dorothy bu duruma çok üzülmüş ve geri dönmek istemiş. Demişler ki sana ancak ve ancak Oz Büyücüsü yardımcı olur, git onu bul. Oz Büyücüsü'nü bulacağım diye çıktığı yolda Korkuluk,Teneke Adam ve Aslan ile karşılaşmış. Bu üç karakterle birlikte düşmüşler yola... Kitap kısacası bu şekilde başlıyor. Karakterlerin aslında sahip olduğu ancak kendilerinde olmadığına inandıkları nitelikleri aramasıyla birlikte yaşadıkları maceraları anlatıyor. Her yaştan insan için birçok ders içermekte aslında. Yazıldığı döneme ait göndermeler mevcut dedim ya bu durum kitabın arka kapağında şöyle anlatılmış: "1890'ların Amerika'sındaki ekonomik, politik ve toplumsal durumun sembolik bir alegorisi olarak değerlendirilir ve Batı'daki çiftçilerin durumunu, dönemin altın piyasasını ve İç Savaş'tan sonra çalışamayıp ekonomik sorunlar yaşayan işçileri sembolize eden unsurlar taşıdığı ileri sürülebilir." İşte böyle efendim. Siz de benim gibi geç kaldıysanız, merak ediyorsanız, İş Bankası Modern Klasikler Dizisi hayranıysanız okuyun derim. Masallar hepimize lazım. İyi okumalar
Edebiyat
Oz BüyücüsüL. Frank Baum · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202218,1bin okunma
10/10
·179 syf.··
2019 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2019 14:16
Murat Gülsoy... Üniversite yıllarımda hocamın sayesinde tanıştığım yazar. Okuduğum ilk kitabı içinden sadece bir hikayesini incelediğimiz ve ödüllü “Bu kitabı çalın” kitabıydı. Hikayeyi okuduktan hemen sonra kitabı edinip bir çırpıda bitirmiştim. Onunla ilgili incelemem için #40675665 Yazar, benim için ülkemizdeki (özellikle günümüzde) kaliteli yazanlar kıtlığında bulunmuş bir nimet. Bu ise okuduğum üçüncü kitabı olmakla birlikte yazarın 1999 yılında yayımlanan ilk kitabı ve her biri farklı konuları içeren 12 adet öyküden oluşmaktadır. Hikayelerde alıntı yapılacak çok fazla cümleye denk geldim, birçok alıntı yaptım ve bazı kısımları tekrar tekrar okudum. Kitap, yazarın kimi zaman okuyucuya iç dökmesinden kimi zaman ise hayatta denk gelinebilecek karakterlerin yaşadıklarını anlatan hikayelerden oluşuyor. Dili anlaşılır, sade; okunuşu ise oldukça akıcı ve kesinlikle çok keyifli. Okurken hem bir çırpıda bitirmek hem de bütün cümlelerini sindirmek istedim. İrademe karşı koyamadığım içinse bir çırpıda bitirdim. Yazarı kesinlikle tanımanızı, kitaplarını kesinlikle okumanızı öneririm. İyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Oysa Herkes Kendisiyle MeşgulMurat Gülsoy · Can Yayınları · 1999250 okunma