Genç kızlık düşleri yasaklanmalı. Daha ortaya çıkmadan engel olunmalı o kendini aldatma hâline. Birileri söylemeli gerçeği. "Hayat kepaze bir şeydir ve aşk acısı acıların en hafifidir."
Solgun yüzünde, hatlarına herhangi bir özellik katmayan acılı bir hava seziliyordu. Bunun altında ne tür bir
acının yattığını anlamak kolay değildi. Birçok ıstırabı
kendinde toplamıştı adeta, mahrumiyet, bunalım, kayıtsızlıktan doğan acı, ki kayıtsızlık da zaten aşırı acı çekmekten olur.
Eskiden masum bir fikrim vardı. Sanırdım ki, herhangi bir fenalık;
ruhumuzu baştan başa kirletir, ondan hiçbir temiz nokta bırakmaz. Halbuki
hakikatte her zaman böyle olmuyor. Maddî sükûtların manevî sükûtlardan bir
farkı var. Meselâ bir uçuruma düşen bir insan paramparça olup ölüyor. Fakat
manen düşen insanın bazen yalnız bir tarafı zedeleniyor, öte tarafları
tamamiyle salim kalabiliyor. Fahişeler, görüyorsunuz ki, aile muhabbetini hiç
kaybetmemiş, katiller görüyorsunuz ki, samimî surette seviyor, acıyor,
yardım ediyor. Ben de vak'aların şevkiyle bir hırsız ve dolandırıcı olup
çıkmış bulunduğum halde çocuklarımı ancak tamamiyle salim ruhlu
insanlarda bulunacak bir temizlik ve kutsiyetle seviyordum. Feriha ile Zehra.
Ben sırf onlar için her şeye katlandım. Bundan sonra da katlanıp gideceğim.