' Herkes herkesle dostmuş gibi, değilse de hemen olabilirmiş gibi bütün engelleri bir hamlede aşarak, ama bunun için gerilecek bir mesafe olmalı, tabi bir de spor ayakkabılar, mümkünse eşofman, sağlıklı beslenme... '
" Çalışma odası getirilen mumla yavaş yavaş aydınlamaya başladı. Tanıdık ayrıntılar artık göze çarpıyordu: geyik boynuzu, kitap dolu raflar, hava gideri epeydir onarılacak sobanın üstündeki ayna, babasının divanı, büyük bir masa, masanın üstündeki açık bir kitap, kırık bir kül tablası, elyazısıyla dolu bir defter. Bütün bunları görünce, bir anlığına, yol boyunca düşlediği o yeni hayatı kuramayacağına dair bir kuşku kapladı içini. Sanki hayatının bütün izleri onu sarmış, şöyle diyordu. ' Hayır, bizi bırakamazsın, başka biri olamazsın, neysen o olacaksın; kuşkularınla, kendinden sonsuz memnuniyetsizliğinle, kendini boşuna düzeltme çabalarınla ve yaşadığın düşüşlerle ve senin için olanaksız, sana yazılmayan o sonsuz mutluluk beklentinle, neysen o olarak kalacaksın. ' ''