Yazarın “Günaha son çağrı “ kitabını çok sevmiş biri olarak bu kitaptan hiç hoşlanmadım. Aslında beğenip beğenmeme arasında çok kararsız kaldığımı belirteyim. Öncelikle belki ruh halimden kitap ilerlemedi, sıkıldığımı hissettim.
Garip bir kitap olmuş. Bazı sayfalarda resmen “Başına dullar , kadınlar kadar taş düşsün “ diye diye, yazara söve söve okudum. Bir kadın olarak bakış açıcı çok iğreti etti beni. Ama kitapta ki en masum karakterde ( sanırım ismi Lola ) dul kadındı. Kitaptan bu kadar çok hoşlanmama sebebim kadınlarla ilgili yazdıkları. İnanın dönemi düşünüp empati yapmaya çalıştım ve hatta Anadolu’da hala bu bakış açısında olanlar vardır biliyorum ama yine de kendimi sinir olmaktan alamadım.
Herkeslerin bayıldığı Zorba karakteri benim için aşırı sevimsizdi. Sadece iki yerde vay be dedim. Biri düzgün çömlek yapabilmek için parmağını feda edecek kadar işe bağlılığı, mükemmelliyetçiliği, diğeri ise Dul için kilisede kendini öne atıp engel olmaya çalışması. Ama sonrasında ( Spoiler vermeden anlatmak zor , bu yüzden cümleler garip) oturup olayın sebebi ile rakı içip kanka olmasına ayrı sinir oldum. Zorba zaten tuhaf bir karakter , onun üstünden “anı yaşamak” vurgulanmış, yer yer doğrular var. Ama patronun verdiği parayı gidip genç kızlarla yemek yada 2 günde gelmesi gerekirken 10 günde gelmek nasıl bir karakter bilemedim. Okurken o kaba tavrı zaman zaman bana ülkenin herhangi bir yerinde denk geleceğimiz “maço” yada “kıro” tabir edilen tipleri anımsattı.
Patron ise entellektüel olarak verilmiş, okumuş hatta yazar olmaya çalışan biri. Ama o kadar kötü bir tipleme ki, sorumluluk almayan, korkak, (bence ) cahil, kendi kendine triplere giren , sorunlu bir karakter . Sanırım dul yüzünden ona sinirim geçmiş değil . Hele Madam’la evlilik hevesi sebebi ile dalga geçmesi