Bettul

Bettul
@bettul84
1000 kitap daha nasıl ulaşabiliriz sana?
Bugun sabah uyandığımda üzülerek söylüyorum ki resmi 1000kitap grup hesabımın çalındığını öğrendim. Hemen önce aktif yöneticilerle, daha sonra da 22 kişilik grup yöneticileri ile durumu değerlendirdik. İvedi bir şekilde 1000Kitap 1000Kitap Destek Hacı Seydaoğlu @Elifkimya Av. Ahmed Yasir Orman Nur-AL Rezzan gibi uygulama yöneticilerine, kurucularına, moderatörlerine hızlı adım atabilmek için mesaj attık. Ama sadece mesaj atmadık, mail de attık, instagram, twitter dan da yazdık. O esnalarda grupta uzun zamanlar harcayıp da yazdığımız iletileri ve takip ettiklerimizi siliyordu bu çalan vicdansız. Sonra mesajları yüzlerce hesaptan atmaya devam ettik. Mail lere yine aynı şekilde. Hatta paralı kullandığımızı da belirterek bunları yaptık. Ödemesini yaptığımız hesaba düşünsenize ulaşamıyoruz. Ben bu uygulamanın belki de en aktif 10 üyesinden biriyimdir. Ciddi anlamda da emek veriyorum. 30 küsür bin takipçim var. Aklıma şu geldi: Demek ki dedim, benim hesap da hatta daha popüler olan birisinin hesabı da çalınsa Oğuz Aktürk, Begüm Çakır vs işte aklınıza kim geliyorsa, onlar bu hesapları kurtaramayacaklar. Bize geri dönüş yapamayacaklar. Emeklerimizi hiçe sayacaklar. Sayın 1k yönetimi ben 3 yıllık emeğim için kime ve nasıl ulaşabilirim? Onlarca sayfa reklamınız var, onlarca moderatörünüz var, premium hesap ücretleri var. Siz neden bir halkla ilişkiler, şikayet merciinde birisini çalıştırmıyorsunuz? Ben derdimi nasıl anlatacağım? 3 yıllık emek çöp oldu. Ama o vicdansıza da diyorum ki, küllerimizden hesabı kurtaramadan da devam eder ve doğarız. Hiç sorun değil. Ama 1k nın illegalliğe bu kadar çanak tutuyor olması gerçekten yaralayıcı. Ciddi emek veren bir insanım ve söylenen olumsuz bu uygulamaya söylenen çoğu şeyi hak ettiğini düşünüyorum. Hesap ya silindi, ya donduruldu. Bilemiyorum.
1000Kitap
Bettul
Yaşananlar rezalet ötesi, saatlerdir kimse müdahale edemedi. Her yol denendi ama kimse cevap bile vermedi . Bu kadar kolay olmamalı bazı şeyler
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Tyler kitapları severdi, sessizliği severdi. Düzenlemeyi, derlemeyi ve etiketlemeyi severdi."
Sayfa 45 - Domingo yayıncılık
LâL isimli okura yanıt verildi
Bettul
Excellerim ve ben geliyoruz 🤣🤣
8/10
·232 syf.··
2022 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2022 17:40
Çok etkileyici bir kitap oldu benim için. Bu ayın başında “All About History “ dergisinde “Leningrad Yamyamları” isimli bir yazı okumuştum. Yazının içeriğinden ve neden kitapla beraber beni etkilediğini aşağıda (yorumda ) anlatacağım. Kitap distopik kabul edilmiş. Covid salgınından önce yazılmış bir kitap. Bir virüs sebebi ile tüm hayvanlar tehlikeli sayılıyor. Çünkü bu virüs yüzünden hayvanların, insanlara saldırıp öldürdüğü iddia ediliyor. Tüm hayvanları katlediyorlar. Sadece kuşlar sağ kalıyor ama onlardan korunmak içinde şemsiyeler var. Bir süre sonra et ihtiyacını karşılamak için “özel besi” eti yenebilir propagandası başlıyor. Bir geçiş dönemi ile birlikte bazı özel insanlar hayvan gibi yetiştiriliyor, ses telleri kesiliyor. ( Bu özel besi için harcanan teknoloji ile o hayvanlar virüsten kurtarılamaz mıydı? Nüfusu azaltmak için mi bu yapıldı kısmı sorgulanıyor ) Kahramanımız Marcos Tejo ülkenin en iyi özel et kesim merkezinde patronun sağ kolu. İşinin en iyisi. Ama o bu yapılanlara dayanamıyor. Et yemiyor. Babasının özel bakım evi ücretini karşılamak için orada çalışmak zorunda. Onun gözünden süreci, yaşananları, kendi aile sorunları işleniyor. İnanılmaz tasvirler var. İlk başlarda yavaş ilerliyor derken birden elinizdeki kitap bitmiş. Mideniz kalkıyor ama okumadan da olmuyor. İşin en kötüsü bu yazılanlar benim için distopya değil. (Hatta av merkezinde yaşanan bazı olayların gerçek hayatta yaşandığı iddia edilmişti.) Hayatta olmaz diyemiyorum. Belki uzak gelecekte yaşanabilir. Bence okunması gereken, çok başarılı bir kitap...
Korku-Gerilim
Leziz KadavralarAgustina Bazterrica · Çınar Yayınları · 20202,442 okunma
Bettul
Naziler hakkında birçok şey okudum, seyrettim. Nasıl insanlık dışı işkenceler, ölümler yaşandığını az çok biliyordum. Ama Leningrad kuşatması hakkında bazı şeyleri ilk kez duydum. Naziler kuşatma başlattığında tüm tarlaları,su kaynaklarını, marketleri vs bombalıyor. Besine ulaşacağı her kanalı yok ediyorlar. Şehirde ciddi bir kıtlık başlıyor. Sadece karneyle ekmeğimsi bir şey veriliyor.İnsanlar açlıktan ölmemek için aklımıza gelecek herşeyi yiyorlar, çimenler, duvar kagıdı zamkı, domuz derisi kemer , sokaktaki kedi köpek. Sıra evcil hayvan değiş tokuşuna geliyor. Çünkü insanlar kendi evcil hayvanını yiyemiyor. En son ölen kişilerin organları kayboluyor, yada mezardan çalınıyor. Çünkü bir ceset herseyiyle bir aileye haftalarca yetiyor. ( Görünüşü dana etine, tadı ise domuz etine benziyormuş) Bir şekilde yanyamlık başlıyor. İki çeşit yamyamlık var. Biri ölüleri yemek diğeri ise öldürüp yemek. Etler karaborsaya düşüyor. Sürecin sonunda Ruslar Leningrad’ı kurtarınca mahkemeler başlıyor. Ve asıl ilginç istatik ; herkes hükümlülerin daha çok karıştığını tahmin ettiği suçlarda sadece 18 ‘ini suçlular işliyor. Ve büyük yüzde, küçük çocuklu annelerin yamyamlık yaptığını gösteriyor. Bunu okuyunca kahrolasıca empati duygumla ne yapardım diye düşündüm baya baya. Bir çocuk annesi olarak , oğlumun açlıktan ölmesindense sanırım bende karaborsa et alırdım. Cinayet asla işleyemezdim ama sanırım eti alırdım. Büyük paradoks :( (Bu arada bir sürü birlik, dayanışma ve kahramanlık hikayeleri de var bu kuşatma da, insanların tanımadığı kişilerle br dilim ekmeğini bile bölüşmesi gibi , bu yaşanan ise unutulması tercih edilen, tozlu arşivlere kaldırılmış kötü bir olay... Belki üstüne bu kitabı okumasam benim için bu kadar etkileyici de olmazdı.)
6/10
·80 syf.··
2021 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2021 07:56
Zweig okumak isteyince ilk olarak “Amok Koşucusu”nu önerdiler. Yazarın en iyi kitaplarından biri imiş. Ve bilin bakalım ben ne yaptım? Elimde bu bilgi olmasına rağmen gidip 2 farklı kitabını okudum ve ikisini de sevemedim. Amok Koşucusu’nu da okuyup zirvede bırakmayı planlıyorum. Kitap bana daha çok bir zengin bebe şımarıklığı gibi geldi. Zenginliği aileden gelen ve emek sarf etmeden, çalışmadan, yaşayıp giden bir adamın rutin hayatından sıkılması ve bir günde yaşadığı uyanış diyebiliriz özetle. Fakat yaşanan değişim , bir biletin üstüne yatmakla başlayan o egoist kendine uyanış, çok havada kaldı sanki. Birdenbire aydınlanması, fakir teba bulsun diye yerlere bile !!! para atarak eve gelmesi çok geçmiyor insana... Zweig ikinci novellasını okudum. Açıkcası kitapların matematiği de sıktı beni. Tek kişinin ağzından, neredeyse 0 dialog, uzun betimlemeler, bazen tek cümle gibi paragraflar ve sürekli bir insan psikolojisi çözümleme işi.... (Yazar insan psikolojisi konusunda baya çalışmış, bu konuya takıkmış, hatta Freud ile yazışmaları da mevcut.) Sorun Zweig’de degil bende. Uzun betimlemeleri bir türlü sevemeyen, sıkılan ruhumda... Kısaca 69 sayfa kitabı ancak 3 günde bitirdim. Herkesin methiyeler düzdüğü kitap bana çok hitap etmedi.
Roman
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Girdap Kitap Yayınları · 2020171,9bin okunma
Selenay Yıldırım isimli okura yanıt verildi
Bettul
Evet Zweig ve karakterlerin psikolojik tanımlamaları, daha çok iç dünyası ile ilgilenmesi konusunda haklısınız. Fakat bu açılımlarda da eksik var. Zengin adamın hiç çaba harcamadan herseye ulaşması, gelen nerdeyse tükenmişlik sendromu güzel anlatılmış. Ama sizde bilirsiniz ki, bu tarz uyanış yada kendini bulma tek bir olayla bir anda olmaz. Bu uyanış için yeterince büyük bir olayda yaşanmadı bence . Ama içinde sakladığı o kötücüllüğü güzel anlatmış. Bu tarz kitaplar bana göre değil, bu çok net.