Kitabı aylardır kitaplığımda bekletiyordum çünkü okumaya korkuyordum. Okuduğumda ise tahayyül bile edemeyeceğim acıları Doğu Türkistanlıların yaşaması öfkemi ve kinimi arttırdı. Sadece fiziksel işkenceler değil koca bir medeniyetin fersah fersah yok edilişini okuyunca kim öfkelenmez ki zaten.
Yıkılan tarihi mimari, yok edilen koca bir kültür ve zerresine bile tahammül edilemeyen İslam’ı eritiş…
Taha Kılınç hocama gösterdiği fedakarlık ve cesaretten ötürü teşekkür ederim. Son sayfada çinlilere yazdığı not içime bir nebze su serpti. Okuyan çinli yetkililerin suratını görmek isterdim.
Dipnot: Made in China etiketi hep tüylerimi diken diken etmiştir. Boykota ve dua etmeye devam.
Her Gazâlî okumamda “ne kadar da eksik bir müslümanmışım” duygusu yakama yapışıyor. Kendini Aldatan İnsan’ı okuyunca ise bu cümleyi kurmanın bile nefisten gelen bir cümle olduğunu gösteriyor Gazâlî bize. Ne diyelim Allah Allah için yaptığımızı sandığımız ama Allah için yapmadığımız her şey için bizi affetsin. Gazâlî bı cümleme de kesin bir şeyler söylerdi.
Bir de Gazâlî okumak babasından azar yiyen çocuk mahcubiyeti hissettiriyor. Allah ondan razı olsun. Kendimizi küçücük düzeltmemize bile katkısı olsa kardır.
Kitap transhümanizm gibi güncel ve tartışmalı bir konuyu İslam kelamı perspektifiyle ele alması açısından gerçekten dikkat çekici. Yazar, insanın “teknolojiyle dönüşen bir varlık” olarak nasıl algılandığını, buna karşılık kelam geleneğinde insanın sorumluluk ve anlam merkezli bir varlık olarak nasıl konumlandırıldığını oldukça sistemli ve akademik bir dille karşılaştırıyor.
Özellikle transhüman, posthüman ve insan tasavvuru kavramlarının açıklanışı hem felsefi hem de teolojik açıdan ufuk açıcı. Sadece eleştiren bir yaklaşım yerine, uzlaşma zemini araması ve konuyu objektif şekilde değerlendirmesi kitabı daha değerli kılıyor.
Akademik bir çalışma olmasına rağmen konuya ilgi duyan, insan, teknoloji ve inanç ilişkisini sorgulamak isteyen herkesin istifade edebileceği bir kaynak. Düşünmeye sevk eden, günümüz dünyasında “insan nedir?” sorusunu yeniden sorduran nitelikli bir eser.
Yazarı tebrik ediyor, yeni yazacağı eserleri de merakla bekliyorum
Batılı medyanın korkudan öldüğü ama aslında özgürlük ve direniş için ölümü öldürenlerin hikayelerini kendi ağzından anlamak dinlemek için güzel bir kitap. Adem abiyi bu üstün cesaretinden ötürü tebrik ediyorum. Gece rüyamıza girse korkuyla uyanacağımız olayları, gerçekleri öğrenmek için röportaj yapmak uğruna yaşamış.
Bir hikaye diye başladık binbir hikaye çıktı içinden. Bitince de “n’oldu şimdi yaa?” dedirtti. Tadı damakta bırakan cinsten. Mustafa Kutlu okumak her zaman süprizli.