Haram paraları toplayıp iyilik olsun diye hac yolunda harcamak, cami inşa edip duvarlarını necasetle sıvamaya ve sonra da “kastım, Allah’ın evini mamur hale getirmektir,” demeye benzer.
Özellikle vaizin pahalı kıyafetleri ve lüks binekleri varsa, hâli tepeden tırnağa dünyaya düşkünlüğünü gösterir. Bunların bozdukları onardıklarından çok daha fazladır. Hatta bunların hiçbir şeyi onardıkları da yok, bilakis çok insanı yoldan çıkartırlar.
Her insan aldanır; derviş tesbihle, âlim bilgiyle, sûfî zikirle, avam ibadetle, tüccar infakla… Eskiler her şey zıddıyla münkeşif olur, derler. Neyin hayalini kalbinde, zikrini dilinde taşıyorsan onun zindanında yaşıyorsun demektir. Kelâm-ı kadim “şeytan sakın sizi Allah ile aldatmasın,” der. İlginçtir, ayette geçen kelime asıl itibarıyla “ğârûr”dur. “Ğârûr”, yani çokça aldatan. Bu, şeytanın en bilinen ismidir ve en iyi bildiği şeydir.