Bir an kırış kırış boyunlu kaplumbağa ile karşılaşmak ve ona bakıp zaman ve hayat hakkında düşüncelere dalmak istedim.”Bak otuz yılda neler oldu!” derdi kaplumbağa. “Senin için bütün bir saçma ömür. Benim içinse farkında bile varmadığım bir zaman parçası.”
Yazar, okuyucuyla sanki bir meyhane masasında veya bir vapur yolculuğunda konuşuyormuş gibi sahici bir dil kullanıyor.
Mekan tasvirleri (Lale Apartmanı, Karaköy yokuşu, gramofon) okuyucunun zihninde bir film şeridi gibi canlanıyor.
"Siyah poşete konan hayaller"e rağmen, kitabın sonunda o poşetin içinden yeni bir yaşam filizleniyor.
İlhan Dilek, "Usta Bizim Hayalleri Siyah Poşete Koy" ile modern insanın yalnızlığını, geçmişin hayaletlerini ve aşkın dönüştürücü gücünü anlatıyor. Kitap, "bir varmış bir yokmuş" diyen hayatın içinde, kendi masalını yeniden yazmak isteyen herkes için bir cesaret çağrısı niteliğinde.
İlhan Dilek
Hiçbir zaman anlamadı insanoğlu
Dünya birine kalacak olsaydı Süleyman’a kalırdı
Ölüm satın alınsaydı Nemrut tutar alırdı
Çıkmadık canlara derman bulurdu
Lokman Hekim ölmedi mi?
Bu yüzden hiç korkmadık biz
Umudumuz hep Allah’tandı.
Derdimize yüksel dedik, istediğin kadar yüksel!
Nasıl olsa geçmeyecek misin?
Zalimlere güçlen dedik, dilediğin kadar güçlen!
Nasıl olsa düşmeyecek misin?
Öyle oldu, olacak.
Bu dünya iyiyle kötünün arasında bir yerde
Ama günü geldiğinde iyilerden taraf olacak.