En acı ölüm şekli nedir Falin? Kimi suda boğulmanın korkunç bir deneyim olduğunu söyler. Kimisi ise yanmanın. Bana sorarsan en acı ölüm, sevdiğinin ihaneti aracılığı ile olandır. Tüm hayatını, emeklerini, sevgini kısaca her şeyini adadığın o insan bir gün gelir ve ihanet denen soğuk ve keskin bıçağı tek seferde kalbine sokar. Öyle beklemediğin bir durumdur ki bu, kanın bile şaşkınlıktan akmayı unutur. İnan bana hiçbir ölüm böylesine acı verici bir gerçeğe şahit olup, çaresizlik içinde ölmek kadar korkunç olamaz..
Herkes kaybettiğini arar. İster kaybettiği şeyi bilsin, isterse bilmesin. Aklı bilmese de gönlü bilir. Bilir de alır bulacağı yere getirir onu. Bilse de arar bilmese de. Lakin ömrü onu aramakla geçer hep. Sen neyi kaybettin de arıyorsun? Kaybettiğinin ve aradığının farkında mısın?
Büyük bir haksızlık vardı bu konuda, evrensel bir adaletsizlik, doğanın kendisinde. Toplumsal eşitsizliğin ötesinde, doğa da böyle kurgulamıştı sanki, acı bir oyun gibi, her sahnesi işkence, her perdesi kan. Bebeği karnında taşımak, bulantılar, ağrılar; doğum sırasında atlatılan tehlikeler, sancılar; sonra emzirme, beslenme, her ay katlanılan aybaşı ağrıları; ömür boyu ev işi yapma zorunluluğu; genellikle kadından üstün olduğuna inandırılarak büyüyen bir erkeğe katlanma, hatta ona kendini çok zeki hissettirme görevi; çapkınlığın erkekte marifet, kadında ahlaksızlık sayılması; tek tanrılı dinlerin kadın düşmanlığı... Bütün bunlar Selim in zihninde bir isyana sebep oluyordu.
Haksızlıktı tüm bunlar. Haksızlık!