Ortaçağ'dan beri Batı dünyasında yaygın olan bir görüşe göre Haşhaşilerin öfkesi
ve silahları öncelikle Haçlılara doğrultulmuştur. Oysa bu düpedüz yanlış. Kurbanlarının uzun listesinde pek az sayıda Haçlı bulunuyordu, ki bunların bile Müslümanlar arasındaki bazı iç hesaplaşmalar neticesinde hedef alındığı görülmektedir. Düşmanlarının büyük bir bölümünü Müslümanlar oluşturmuştur ve saldırıları, temelde alakasız görünse de yabancılara karşı değil, dönemin îslam dünyasına hakim olan seçkinlere ve egemen fikirlere karşı düzenlenmiştir. Bazı modern terörist grupların îsraillilere ve Batılılara odaklanmış olduğu doğrudur. Ancak büyük ihtimalle uzun vadede daha büyük bir önem arz eden diğerlerinin hedefleri, îslam dünyasında varolan -onların deyimiyle mürtedyönetimlerin alaşağı edilerek yerlerine kendi düzenlerinin getirilmesidir. Bu durum, Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat'ın suikastçılarının ifadeleriyle birlikte açıkça ortaya çıkmıştır. Grubun lideri büyük bir gururla "Firavun'u öldürdüm!" diye ifade verdiğinde, şüphesiz, "Firavun"a îsrail'le barış yaptığı için değil, Kuran'da ve Kitabı Mukaddes'te de geçtiği üzerebir ahlaksız zorba örneği olduğu için hüküm giydiriyordu.