"Vasiyyeh" kelimesinin çok latif olan diğer bir yönü de kelimenin fiil hali. Arapçada kökü çok kuvvetli olup sökmesi zor olan ot ve ağaçlar için kullanılıyor. Bazen toprakta kökü zayıf ot ve çalılar yetişir, rüzgâr estiğinde uçup giderler. Bazen de kökleri toprağa çok sıkı tutunmuş bitkiler olur, çekip almak epeyi zorlar insanı; işte "vasiyyeh" kelimesinin kökü bir anlamda bu manaya geliyor. Yeryüzünün bitki örtüsü sayesinde birbirine kaynaşıp tutunması anlamında. “Tevâsav" kelimesine uyarladığımızda ise insanların birbirlerine sıkıca bağlı olmaları manası çıkıyor.
Uzun boyunlu bu kuş, hep sahilde durur, her an kaygılı yaşar ve "Ya su tükenirse!" diye su içmezmiş . Araplar bu kuşa mâlik'ül-hazîn (dertli, gamli, hüzünlü kuş) diyorlar.
Sen bunu kolay bir şey mi sanıyorsun? Tam aksine, bu işlerin en önemsizi, canını vermektir! Daha ne diyeyim? Söylenecek sözüm kalmadı. Vaktiyle dalından derdiğim gül de yok artık! Hayret beni büsbütün sardı, beni âciz bıraktı! Bir derman arıyordum, derman kalmadı!