• Kaç ülke var adaletli yönetimiyle herkesin gıpta ettiği? Ya da kaç tane halk var yaşadığı hayattan, yönetiminden, işinden, ailesinden, eğitiminden memnun? Hatta en önemlisi eşitsizliğin olmadığı ve herkesin bir yerlere hakkıyla geldiği yani torpilsiz kaç hayat var şu dünyada?
    Yok! Hiç olmadı! Bu gidişle asla olmayacak!
    Ama Ütopya öyle mi, kusursuz sistem ve buna dahil olanlarla kurulan yaşamda neler var neler...

    Huthlodaeus ( koca karı masalları anlatan) hayalindeki anayasaya sahip devleti son seyahati sırasında tesadüfen keşfettiği Ütopya adasında bulur.
    Bu adanın yönetimi ve yargısı yurttaşların kamu hakları mükemmeldir.
    En önemli özelliği tarım ülkesi olmasıdır ve halkın her kesimi ziraat hakkında bilgi sahibidir.
    Adanın herhangi bir kentini tanımak diğer kentleri tanımakla eştir çünkü hepsi birbirine çok benzer ve zenginlik ya da fakirlik gibi statü farkı ortaya çıkaran durumlar söz konusu değildir.
    Her kentin yöneticisi farklıdır ve ülkede tek bir yönetim söz sahibi değildir. En önemlisi de seçilen bu yöneticiler, toplumda akıl ve ahlak olarak üstün görülen kişilerdir. Ayrıca yönettikleri bölgede en iyi hizmeti vermek temel ilkeleridir.
    Toplumda herkes bir aradadır çünkü yaşlı olan kesimin deneyimleri gençlere örnek olmalıdır. Ayrıca toplumdaki ilişkiler yüzeysel değildir ve evlilik kurumuna çok önem verilir, kendilerine ya da topluma zarar verecek boyuta gelmedikçe boşanmalara izin verilmez.
    Ütopya da para yoktur ve halk kendi üretimi olan ürünleri bir merkezde toplayarak toplumun her kesimine sunar, böylece dileyen herkes istediği kadar ürünü alabilir ve ortada eşitsiz bir durum oluşmaz.
    Halk arasında eşitsizlik yok demiştik bu yüzden köle kavramına çok nadir rastlanır ki bu da çok ağır suç işleyen kişilerle verilen cezadan dolayıdır.
    Toplum istediği dine inanmakta özgür ve farklı dinlere inanan herkes birbirine saygı duymak zorundadır.
    Ütopya da savaş insanlık dışı bir olaydır ve bu ülkenin her ferdi çok değerli olduğu için mecbur kalındığı takdirde savaş için başka ülkelerden ücretli askerler alınır.

    Huthlodaeus diğer devletlerde ki krallığı ve onun tebaasını anlatırken, halkı saf dışı bırakıp da zenginliğe tek başına yürümenin eninde sonunda o devleti yıkacağını özellikle belirtir. Krallık demek hazinesindeki zenginlik demek değildir der ve ekler tam tersi yönetiminde olduğun halkı en üst seviyeye çıkarmalısın ki herhangi bir isyana mahal vermeden idareyi sağlamalısın. İşte Ütopya bu sistemi kurmuş ve halka eşit derecede mülkiyet sağlamış kimseyi kimseden üstün konuma getirmemiştir. İşleri, evleri, tarım alanları, eğitimleri, kıyafetleri ve daha birçok unsuru ortak kullanan halk, özentisiz bir yaşamda her zaman nasıl daha iyiye ulaşırım derdinde olmuştur.

    Israrla tarım ve toprağa olan saygılarından emeklerinden bahsedilmiş. Bu da bana Beyaz Zambaklar Ülkesi'ndeki verimsiz toprakla nasıl üretim yapılır da ülke kalkınır felsefesini hatırlattı. Mevsim şartları çok uygun değil toprak da çok verimli değil ama üretim için bunlar bahane olarak görülmemektedir çünkü Ütopya'da her birey yeterli oranda ziraat bilgisine sahiptir. Doğaya olan saygıları ise bana Avatar filmini anımsattı. Filmde ana kaynak olan daha doğrusu doğanın ruhu olarak nitelenen ağaç sadece bir sembol belki ama filmde asıl belirtilmek istenen de doğaya olan saygı, toprağın kutsallığı.

    İster istemez bir kıyas yapma gereği hissediyorsunuz ya da en azından acaba bu şekilde olsa nasıl olurdu diye bir düşünce sarıyor benliğinizi. Ama görünen bir gerçek var ki Ütopya adasında her şehir nerdeyse birbirinin aynı; ilkim, yer şekilleri, denize olan konumu gibi özellikleri düşününce her ülke için ya da diyelim ki Türkiye için aynı sonuçları almak konumu itibariyle imkansız olacaktır. Velhasıl her şeyinden geçtim de bir kuple olsun adaletinden bize de nasip olsa keşke.
  • "Hayattaki aşırı düzensizliğin başlıca nedenlerinden birisi herkesin hayatta iyi bir düzen kurmaya çalışması, fakat hiç kimsenin hayatın kendisini düzene sokmak istememesidir. "
  • "Siz nasılsanız, Rusya da öyle olacaktır. İşe önce kendinizden başlayın, binayı sonra inşa edersiniz. Sertlik döneminden miras kalan kölelik ve esaret hissi bizi ezmektedir, boğuluyoruz, ruh ve şevkini kaybetmiş bir topluluk olarak, parmağımızı bile kıpırdatmadan ve risk almadan bir şeyler elde etmeye çalışıyoruz. Yeni bir hayat kurmak istiyorsak, bunu çıplak elle yapamayız. "
  • "Karanlık köşelerde canlı kandiller yaktım..."
  • Efendiler!
    Ne zamana kadar bu saklambaç oyununa devam edeceksiniz?
    Sürekli vatanseverlikten, millet sevgisinden, uygarlığa hizmet etmekten bahsedersiniz.
    Ama millet için, vatan için, insanlık için ne yapıyorsunuz?
  • Halkı manevi susuzluktan kurtarmak için de her yerde yetenekli insanların , hayatı canlandıracak su kaynaklarının bulunmasına ihtiyaç vardır