Hayatın olağan akışında çevremizdekiler için çok mu fazla niyet okuyuculuğu yapıyoruz?
Mehmet böyle düşünür, Ayşe böyle yorum yapar..
Bunların hepsi sadece bize ait düşünceler. İnsanların gerçekten ne hissettiğini, ne yaşadığını bilmiyoruz. Sadece 'bize göre' yorumluyoruz. Karşımızdakinin belki bambaşka bir niyeti vardı eylemini yaparken.. 'Bunu söylediyse kesin böyle düşündü' yorumlarından asla vazgeçemiyoruz. Belki de sadece söylediği kadar.. Onun söylediğine, yaptığına binlerce anlam yükleyerek 'misal aleminde' yaşıyoruz.
Kendimiz açısından baktığımızda da ne çok şeyi içimizde tutuyoruz. Bazen biz bile kendimizi anlayamazken karşı tarafın bizi anlamasını bekliyoruz. Oysa herkes açık ve net olsa ne güzel olur..
Mevlana'ya ait olduğu söylenen bir yazı:
"Benim hayatımı yargılamadan önce
benim ayakkabılarımı giy ve
benim geçtiğim yollardan sokaklardan dağ ve ovalardan geç.
Hüznü acıyı ve neşeyi tat.
Benim geçtiğim senelerden geç.
Benim takıldığım taşlara takıl.
Yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git benim gibi..Ancak ondan sonra beni yargılayabilirsin."
Kitabımız tam da bunu anlatıyor.
Kahramanlar olayları kendileri aktarıyor. İç diyaloglar espirili bir dille yazılmış, keyifli bir kitap..