Atatürk'ün 101 numaralı oda da kaldığı Pera Palas Oteli. Atatürk'e hazırlanan suikast haberinin alındığı yer. Gazeteci Esra 🩷 İstanbul/ Beyoğlu 🩵
Gazamız Mübarek Olsun :)
Kankam şu harika listeyi hazırlamıştır kaybolmasın diye ç/alıntıladım. @Eyizmer_8 2025 Yılı Değil Ömür İçin Okuma Listesi 💜📚 2025 Yılı Değil Ömür İçin Okuma Listesi 😅 💜📚 🪻 MİTOLOJİ & MİTOLOJİK KURGU 🏛️ ✨ Akhilleus’un Şar @Eyizmer_8 kısı - Madeline Miller 🪻📚🎧 ✨ Anadolu Tanrıları - Halikarnas Balıkçısı 🎧 ✨ Antik Mısır: Tanrılar, Kahramanlar ve Firavunlar - Frank Henry Brooksbank 🎧 ✨ Antik Yunan Hikayeleri - George W. Cox 🎧 ✨ Babil Mitolojisi: Mezopotamya Efsaneleri ve İnanışları - Leonard William King 🎧 ✨ Babil Yaratılış Destanı - Enuma Eliş 📚 ✨ Budizm Efsaneleri: Hint Mitolojisinden Hikayeler-Winfred Stephens 🎧 ✨ Cadının Yüreği- Genevieve Gornichec 📚 ✨ Dokuz Diyar: İskandinav Mitolojisinden Hikayeler-Mary E. Litchfield 🎧 ✨ Dünya Mitolojisi - Donna Rosenberg 📚 ✨ Dünya Mitolojisinde Kadınlar: Tanrıçalar, Kahramanlar ve Canavarlar- Jenny Wiiliamson - Genn McMenemy 📚 ✨ Günes Mitleri: Tapinma, Törenler ve Efsaneler - William Tyler Olcott 🎧 ✨ Hawaii Mitleri: Tanrıların ve Hayaletlerin Efsaneleri - William D Westervelt 🎧 ✨ Hint Mitolojisi: Efsaneler ve İnançlar Diyarı- Arthur Berriadale Keith 🎧 ✨ İskandinav Mitolojisi: Tanrılar ve Kahramanların Efsaneleri - Peter Andreas Munch 🎧 ✨ Japon Mitolojisi: Efsaneler, Ölümsüzler ve Gelenekler - Masaharu Anesaki 🎧 ✨ Kahramanlik Mitleri: Algonkinler, Irokualar, Aztekler, Mayalar ve Kecuvalar - Daniel G. Brinton 🎧 ✨ Masallar - Aisopos 📚 ✨ Mısır Mitolojisi: Tanrılar, Dinler ve Kozmik Mitler - W. Max Müller 🎧 ✨ Mitler ve Efsaneler: Mitolojik Hikayeler - Anonymous 🎧 ✨ Mitologya - Edith Hamilton 📚 ✨ Mitoloji Kitabı (Alfa Kolektif) 📚 ✨ Mitoloji Sözlüğü - Azra Erhat 📚 ✨ Mitoloji 101 - Kathleen Sears 🎧
Reklam
Önsöz
Birkaç yıl önce, Raymond Queneau'nun Exercises de Style (Üslûp Alıştırmaları) adlı kitabını çevirmeye çalışıyordum. Amacım, kendi dilimde, üslûp temrinleri yapmaktı. * Çeviri ilerledikçe, bu çabamın başarısız kalacağını gördüm. Queneau, Paris'te bir otobüste geçen, düşsel, yalın bir olayı anlatıyordu yüz değişik üslûpta. Fransız dilinin olanak ve yetenekleri içinde düşünülmüş bu metinlerden birçoğunu Türkçeye çevirmenin olanağı da yoktu. (*) * Bunu gördüğümde, böylesi bir alıştırmayı Türkçenin olanakları içinde denemenin daha doğru olacağını düşündüm. Ancak bunu, düş gücümün yarattığı bir olay yerine, herkesin yakından bildiği bir olay içinde gerçekleştirmek istedim. * Böylesi olaylar eksik değildi. Ne var ki iki yıl boyunca herkesin bildiği ve bu tür üslûp çeşitlemesine olanak veren bir olay bulup çıkaramadım. İçinde yaşadığımız ''traji-komik'' günlerde olayları tek tek ele aldığımda, daha çok trajik nitelikler ağır basıyordu. Bu da kimi gülümsetici üslûpları denememi önlüyordu. * Geçtiğimiz Şubat ayı içinde, İstanbul'un (daha sonra başka kentlerin) belli başlı semtlerinde halkın tanığı olduğu bir olayı, ''konu'' olarak seçebileceğimi düşündüm. * Söz konusu olay, belli bir gün, esnafı kepenk kapatmaya zorlayan devrimci (?) bir eylemin sonucuydu: 14 Şubat Perşembe günü, İstanbul'un birçok semtinde, dükkânlar kepenklerini açmamıştı. * Herkesin bildiği bir olay seçişimin özel (ya da genel) bir nedeni var: Sanatçının düş gücünden doğan değil, yaşanılan, tanığı olunan, sonuçları herkesi ilgilendiren bir olayın, değişik üslûplarda nasıl dile getirilebileceğini göstermek. Böylece okuyucunun, hem amacı, hem varılan sonuçları daha kolay değerlendirebileceğini düşündüm. * Bunu gerçekleştirirken, bir yazar olarak, söz konusu eylemden yana ya da ona karşı olmak gibi, kolay bir
Edebiyat
Yüzellilikler listesi
Türkiye'den sürgün edilen İtilaf Devletlerinin işbirlikçileri Yüzellilikler, Türk Kurtuluş Savaşı sonrası düşman iş birlikçisi olarak görülen ve Türkiye'den sürgün edilen, hepsi üst düzey makamlarda yer alan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına verilen isimdir. Sevr Antlaşması'nı imzalamak üzere Paris Barış Konferansı'na giden Osmanlı heyetinin İtilaf Devletleri'ne ait bir savaş gemisinin güvertesinde çekilmiş fotoğrafı. Fotoğrafta fes giyen Damat Ferit Paşa'nın sağında Şura-yı Devlet Reisi Rıza Tevfik, solunda Maarif Nazırı Bağdatlı Mehmed Hâdî Paşa ve Bern sefiri Reşat Halis yer alıyor. Bu dört kişi diğer 150'liklerle birlikte Türk vatandaşlığından çıkarıldılar. Meclis'e göre hainler on binleri buluyordu. Ancak Lozan Antlaşması'nın bir maddesinde sürgün edilecek insanların sayısının 150'yi geçmeyecek şeklinde öngörmesi üzerine ilk önce Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı tarafından oluşturulan listede başlangıçta 600 kişiden oluşmakta iken alevli tartışmalar sonucu önce 300, ardından da 149 kişiye indirilmiştir. 150’likler adı verilen ve 23 Nisan 1924 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin oturumunda saptanan bu listeye 1 Haziran 1924 tarihindeki kararla Köylü gazetesi sahibi Refet Bey de eklenerek nihai şekliyle 150 kişi olarak kabul edilmiştir ve bu kişiler 28 Mayıs 1927'de kabul edilen 1064 sayılı yasa ile yurttaşlıktan çıkarılmışlardır. 29 Haziran 1938 tarihli 3527 sayılı yasa[5] ile, Yüzellilikler'in yurda girmelerini engelleyen 1064 sayılı kanun kaldırılsa da, başta Çerkez Ethem olmak üzere pek çok muhalif ve saltanat taraftarı geri dönmemiştir. Bu listenin 600 kişilik ilk hali açıklanmamıştır Yüzellilikler listesi Padişah VI. Mehmed (Vahdettin)'in Tayfası 1. Kiraz Hamdi - Yaver-i Has 2. Zeki - Hademe-i Hassa
1000Kitap
[ TDK ] "Kurumun isminin başındaki Türk sıfatına aldanmayın. Kurulduğu günden bu yana bütün faaliyetleri o sıfatın aksi istikametindedir. Yoksa bugün Türkçe beynelmilel görüşler muvacehesinde kaybolması mukadder diller arasında gösterilir miydi?" GÂVUR GÂVURLUĞUNU YAPAR Böyle bir yazı başlığı attığımıza göre hem Şemseddin Sami'yi bir kez daha yalancı çıkarmış oluyor, hem de Türk Dil Kurumu'nun boşa kürek çektiğini söylemiş oluyoruz. Şemseddin Sami'yi yalancı çıkarmamız kendisinin Kamus-i Türki'de gâvur kelimesi için "Amiyane ve kaba bir tabir olduğundan isti'mali terk olunmuştur." demesi yüzündendir. Gâvur kelimesi Türkçede en geniş mânâsıyla gayr-i müslim demek. Türkiye'de dün de bugün de bu kelimeyi Şemseddin Sami gibi düşünerek kullanmayanlar gâvur yerine ecnebî kelimesini kullanıyor. Ecnebî filmi, cenebî memleketi, ecnebî sermayesi ilh. Halbuki ecnebî kelimesi de Türkçede cünup, cenabet demektir. Hıristiyan takvimine göre 1839 yılında yayınlanan Tanzimar Fermanı ile Osmanlı Devleti tebaasının Müslim ve gayr-i müslim unsurlarını eşit ilân etmiş ve gâvura gâvur demeyi yasaklamıştı. Gayr-i müslim mahallesindeki meşhur karakolun komiserinin "Artık gâvura gâvur denmeyecek!" lâfını herkes bilir. Çünkü Tanzimat Fermanı'nın ilânından sonra gayr-i müslim anasırdan insanlar bilhassa da Rumlar beş altı kişi bir olup Galata'da, Beyoğlu'nda kendilerine gâvur diyen Müslümanları "karga tulumba" karakola götürüp aralarından da iki kişiyi şahit tutup cezalandırılmalarını isterlermiş. Ceza da üçgünlük hapis. Tabiî yatanlar olmuş. Fakat böyle vak'alara rağmen her "modernleşme" hamlesinde halk gâvur kelimesine başvurmuş. Türk milleti bütün Tanzimat ricâline gâvur demiş. Batılı tarzda açılan mekteplere gâvur mektebi denmiş. Tanzimat sonrası yapılan "ıslahat"lar dolayısıyla gâvur