Ketenpere ve Kasımpaşa:))
Bu söz de Yunanca kátő péra, "öbür tarafın aşağısı sözünden dilimize Rumca aracılığıyla girmiştir. Biraz daha açalım: Arka aşağı yani argoda ... Anladınız siz, uğraştırmayın beni. İkinci sözcük péra hiç de yabancı gelmemiştir size. Evet bildiniz! Eski Yunanca bir söz olan Pera, Beyoğlu'nun eski adı. Sabredin, sona yaklaşıyoruz. Kata/katō ön eki Yunanca "aşağıya doğru yönelme, kapsama, kaplama, örtme, ilgili olma" bildiren edat ve fiil ön ekidir: Katalizör, katot, katarsis...vb. Sesli harften önce kat- biçimini alır (kat-ion> katyon). Yunanca Kátő Péra bugünkü "Aşağı Beyoğlu" oluyor. Beyoğlu'nun aşağısı, yani Kasımpaşa. İçinde Kasımpaşa'nın adının geçtiği malum sözün nereden geldiği şimdi anlaşılmaya başlanmıştır sanırım. Ne demek istediğimi anlamayanlar anlayanlara sorsun.
Sayfa 137-138·Kitabı okudu
14. Dipnot
Taksim'in kelime anlamı, "parçalara ayırma, bölme, bölüştürme". Osmanlı döneminde, çevredeki semtlere su dağıtmak için şu an Taksim Meydanı olan bölgede bir su deposu yapıldı. Depolanan suyu da dağıtmak (taksim etmek) için küçük bir maksem yapıldı. Meydan adını, eskiden Galata-Beyoğlu suyunun "taksim edildiği" Taksim Maksemi'nden almıştır. Maksem sözünün kökü "suyun kollara ayrıldığı yer" anlamına gelir.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Reklam
#klüp #netflix
1955’in Eylül ayı, Türkiye’yi derinden etkileyen bir olaya tanık oldu. Kıbrıs Sorunu’nda Yunanistan’ın tutumuna karşı, Türkiye’nin tepkisini göstermek gerekçesiyle İstanbul ve İzmir’de başlayan gösteriler, 6-7 Eylül gecesi Rum azınlığın mal ve mülklerinin tahrip edilip yağmalanmasına dönüştü. 6-7 Eylül olayları, Mustafa Kemal’in Selanik’te bulunan evinin bombalandığı haberinin duyulmasıyla başladı. İstanbul’da yayınlanan akşam gazetelerinden olan DP yanlısı İstanbul Ekspres, 290 bin adetlik ikinci baskısını yaptı ve gazete kısa sürede İstanbul sokaklarında dağıtıldı. Akşam saatlerinde daha önce örgütlenen ve bayraklarla Taksim’e yürüyen gruplar, “Ya Taksim, Ya Ölüm” ve “Kıbrıs Türk’tür” sloganları atarak ilk önce, Tünel’de, bulunan Rum gazetelerine saldırdı. Olaylar kısa süre içinde İstanbul’un birçok yerine sıçradı ve yakıp yıkma olayları kısa sürede, yağma ve talana dönüştü. Dükkanlara zorla girilerek içerdeki eşyalar ve mallar sokaklara atıldı. İstiklal Caddesi, yerlere atılan kumaş ve çeşitli eşyalar nedeniyle yürünemeyecek hale geldi. “On binlerce lira kazanıyorlar, iki paralık malı dünya kadar pahalıya satıyorlar,” biçiminde sloganlar atan saldırganlar, Kıbrıs ve Rumlar’ı unutarak daha çok servet düşmanlığı yapıyorlardı. Gece yarısına doğru askeri birlikler olaylara müdahale etmek için geldiğinde başta Beyoğlu olmak üzere İstanbul’un bir çok yerinde azınlıklara ait neredeyse talan edilmemiş dükkan kalmamış
Atatürk İstanbul'a geldiğinde Kral Dairesi, 101 numaralı odada kalmıştı; şimdi burası müze yapılarak koruma altına alınmıştır. Arnavutluk Kralı Zog da 1941 yılında ülkesi İtalyanlar tarafından istila edilince 101 numaralı odada kalmıştı. Bu odada kalan diğer devlet başkanları arasında İran Şahı Rıza Pehlevi, İngiltere Kralı VIII. Edward, Bulgar Kralı Ferdinand, Romanya Kralı Karol, Sırbistan Kralı Peter, Fransa Cumhurbaşkanı Giscard d'Estaing, Yugoslavya Devlet Başkanı Tito, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk ve Başbakanı Adnan Menderes vardır.
Sayfa 158 - pera palace·Kitabı okudu