İnsanı hayvandan ayıran temel ayrımın sosyal ya da politik olması kabulünü hatırlayacak olursak, sosyal medya olarak tanımlanan mecraların daha insani ilişkiler ağına vesile olması gerekirdi. Oysa sosyal medya aracılığıyla insanın şahit oldukları, kalbini beslemesi bir yana onu kuraklaştırmaktan öteye gitmiyor. Vicdanın, adaletin, esenliğin yay- gınlaşması beklenirken, kötülüğün, saf kötülüğün hakikat kisvesinde insanların kalplerinden sızdığına şahit oluyoruz. Kalbin içinde taşınan tabi ki dile gelendir.
Bir aile terapistinin herkes tarafından bilinen bir deyişinde belirtildiği gibi hepimiz 'mutsuzluğun kesinliğini, belirsizliğin mutsuzluğuna' tercih etme eğilimi taşırız.