Hikmet Avcısı

Hikmet Avcısı
@beyond_the_seen
Gazi Üniversitesi İstatistik 3. Sınıf Öğrencisi 2024 ve 2025 Halk Kütüphanesi Ödüllü Okur Kitap Yazarı Kitap Avcısı Beni bilimle anla, felsefeyle anla...
Artık genç değilim, resmi olarak da genç değilim (18-24 yaş arası kastedilir genelde). Ne değişti? Duygusal dalgalanmalar yerini büyük oranda dinginliğe bıraktı. Öz güvenim çok daha yüksek. Çok fazla hayal kurardım, şimdi ise daha ziyade an'a ve sürece odaklanmış vaziyetteyim. Elimde olmayan şeyleri daha az dert ediyorum. Beş para etmez insanlar yüzünden kendimi çok üzüyordum ve sinirleniyordum da, şimdi ise gülüp geçmeyi tam anlamıyla başardım diyemem ama yavaş yavaş öğreniyorum. Aşk ve evlilik kavramları kutsallıklarını yitirdiler ve onlara atfettiğim anlamlar daha oturaklı hale geldi, entelektüel birikimim yükseldi, öğrenmeyi öğrendim falan filan; hepsini saymaya kalkarsam sıkılırsınız. Genel bir ifade kullanmak gerekirse kişisel gelişim videoları, kitaplar ve bolca overthinkle geçen bir süreç. Bunun en net yansıması da entelektüel birikim ve olgunluğa oldu; bunun somut karşılığına da hayatın gerçeklerini keşfederek onu daha anlamlı ve verimli hale getirmek diyebilirim. Mutluluktan söz etmiyorum, hakikatten söz ediyorum; aradaki ayrımı iyi yapın çünkü gerçekler genelde nefsin hoşuna gitmez ama halis bir niyetle elinden geleni yaptıkça da zannedilen kadar devasa bir direnç de ortaya koymaz, hatta zaman zaman yardım bile edebilir. Bugünden geleceğe bir ışık tutmak isterdim ancak şu an yaşadıklarımla 6 sene önce hayal ettiklerimin birbirleriyle uzaktan yakından alakasının olmadığını görünce "tabii ki hayallerim var, tabii ki hedeflerim var ancak nasipten öte de yol yok, hayırlısı ne ise o olsun, neticede benim sorumluluğum emek vererek hayatıma anlam katmak" demeyi daha uygun buluyorum. Gençlik hep umut ve potansiyel gibi sevimli sözcüklerle anlatılır ancak dikkat edilmezse insanı büyük bataklıklara sürükleyebilecek derecede riskler de barındırır bünyesinde.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evlilikte tek bir kriter belirleme hakkınız olsa bu ne olurdu? Ağırbaşlılık/olgunluk ama tanımlar çok göreceli olacağı için buna kafa dengilik desek daha doğru olur. Kızlarda en az gördüğüm özelliklerden biri. Çok "genç kız" gibi davranıyorlar: Sürekli gezip tozayım, eğleneyim, gösteriş yapayım, düğünlerde ve diğer toplu eğlencelerde göbek atıp namahrem erkeklere cilve yapayım, aklımı kullanmayarak siyaset, futbol ve uydurma din fanatizmim olsun, özgürlük adı altında kimseyi dinlemeyeyim, başıboş takılayım, tribimi atayım, sorumluluk almayayım, her nazımı çeksinler, üstüne kedi gibi sevileyim modundalar. Yaşları gereği bunun ne sakıncası var diyebilirsiniz, kendileri gibi bir erkek istemelerinde hiçbir sakınca yok elbette ama bunlar benim hayalimdeki kız tipinin neredeye taban tabana zıttı. Kendim iyiliklerle dolu anlamlı, asil, zarif ve olgun bir yaşam sürmeyi hayal ettiğim ve bu yönde çaba sarf ettiğim için abartılı bir tabir olacak ama bu hayalin kraliçesini, o kraliçe tacını takabilecek ve onun ağırlığını kaldırabilecek birini arıyorum nasip olursa. Böyle birine layık olabilmek için de az önce de dediğim gibi kusurlarımı düzeltmeye ve kendimi daha da geliştirmeye devam ediyorum. Allah dileyen herkese hayırlı eşler nasip etsin.
Duygu ve Düşünce
Bir şeye karar verdiğinde basıp gideceksin. Arkana bakarak yürüyemezsin, aşağıya bakarak tırmanamazsın. Hatalardan ders çıkarmakla kararsızlık birbirine karıştırılıyor çoğu zaman. Yürürken arada etrafına bakıp ortalığı kolaçan etmektir hatadan ders çıkarmak veya tırmanırken arada aşağıya bakmaktır. Veya bir şirketi düşünün; hiç toplantı yapmazsa performansını yüksek tutmaz, çok fazla toplantı yaparsa da bu sefer de toplantılardan işe zaman kalmaz. Daha az hata ile daha yüksek toplam performans arasındaki dengeyi iyi kurmak lazım çünkü azalan marjinal fayda yasası gereği bir yerde ibre tersine dönüyor. Odaklanmanın maksimizasyonu neresidir? Odaklandığın şeyle bütünleşmek, onun bir parçası haline gelmek. Demiri belirli bir kalıba sokabilmek için onu eritmeniz lazım. İnsanın da bir şeyin bir parçası haline gelebilmesi için tüm nefsani arzularını, alışkanlıklarını, ön yargılarını vb. bir kenara bırakıp ona kayıtsız şartsız bütünüyle boyun eğmesi lazım. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama ben bunu Allah'a imana çok benzettim. İman etmek için iman edilecek şeyin muhteşemliğine hayranlık duymak, onun gücünden de korkmak lazım (başarısızlık korkusu). Aşık olan insanların en önemli özelliklerinden biri de aşklarının onları aciz bırakmasıdır; felç geçirmiş gibi onu düşünmekten ve onu hoşnut etmek için çabalamaktan başka hiçbir şey yapamazlar. Bu hem ona haz verir hem de onu üzmekten aşırı korkar. Veya profesyonel yaşamdaki yöneticilerimiz güçleriyle bize boyun eğdirirler. Odaklanmanın da bununla yakın bir ilişkisi var. Son olarak şunu vurgulamak isterim: İmanın önemli bir diğer unsuru da tevekküldür. Yani yürüdüğümüz yola, aşkından biçare olduğumuz şeye güvenmeden odaklanamayız. Ve şeytanın bir özelliğinin de insana yersiz kuruntular vermesi olduğunu unutmayın.
Duygu ve Düşünce
Puan vermedi·194 syf.·
2025 25. kitabı
Ferit Edgü
8.4/10 · 13,9bin okunma
"Dünya hassas kalpler için cehennemdir" sözünü çok doğru buluyorum. Bazılarını görüyorum, kıyamet kopsa umurlarında değil; kendilerine kırıcı bir söz söylendiğinde, insanı fazlasıyla değersiz hissettirebilecek muamelelere maruz kaldıklarında, dışlandıklarında, kötü bir olay yaşadıklarında robot gibi ders çalışmaya ve eğlenmeye devam ediyorlar. Halbuki onun yerinde ben olsam içim içimi yer bu bana neden böyle davrandı, bu olay neden oldu diye. Hele bir de haksızlığa uğradıysam hepten kalbim acır. Hatta bu değersizlik hissi o kişiye karşı bir öfkeye ve kine bile neden olabilir. "Takma kafana" diye geçiştiriyorlar. Onlar niye insan gibi davranmıyor da ben sabretmek zorunda kalıyorum? Halbuki ortada bariz bir haksızlık var. Bir gönlü incitmek bu kadar kolay olmamalı. Onların umurlarında değil ama sen umursuyorsun işte; umursadığın için de hayat zindana dönüyor...
Duygu ve Düşünce