"Niye arkadaşım yok, niye bu kadar asosyalim" sorularını pek çok kişinin sorduğunu düşünüyorum. Ben ilişki düzeylerini üçe ayırıyorum: sevgili/eş ve zorunlu bir neden olmadan kendi iradelerinizle haftada bir veya daha sık görüştüğünüz merkezi kişiler; ayda bir görüştüğün ve gene merkezi denebilecek kişiler -örneğin bazı akrabalar- (merkezi olmayan nitelikteki bazı networkler de bu kategoriye girebilir) ve bayramdan bayrama hal hatır soruştuğunuz, ismi olup cismi olmayan, biraz da formalite usulü yürüyen uzak akraba ve diğerleri.
Bir ilişkinin gerektirdiği vakit de sizin kapasiteniz de matematiksel olarak bellidir; merkezde 3-7 arası, ikinci düzeyde ondan biraz daha fazla ve üçüncü düzey de hebele hübele bir yığın insan. Sizin ana odağınız merkez olacak, biraz da ikinci düzeydeki birkaç kişiyi umursayacaksınız. Asgarisi nedir bunun? 3 kişiyle de sosyalleşme ihtiyacınızı fazlasıyla karşılayabilirsiniz, illa arkadaş gruplarında deli divane herkesle muhabbet kurmanıza gerek yok, eğer kendinizle vakit geçirmeyi bilmezseniz kalabalıklar içerisinde bile yalnızlık çekersiniz.
En baştaki sorular biraz da öz güven problemine dalalet eder. Kendine vermen gereken değeri, güveni, saygıyı sosyal ilişkilerden ithal edemezsin, ikisi de bambaşka ihtiyaçlar. Ha kontenjan gerçek anlamda boşsa o zaman da buna yatırım yapacaksın vee bir başka problem: arkadaş edinmek ve muhabbet kurmak. Yüz yüze iletişimde biriyle tanışmanın en kestirme yolu bir şey sormak veya rica etmektir. "Ben şunu şunu yaşadım da, şöyle böyle oldu da siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, sizce ne yapmalıyım, sizce de böyle değil mi, şunu ne yaptınız, falanca şeyi nasıl halledeceğiz acaba..."
Veya yanlarına yaklaş, bir konu açıldığında sen de dahil ol, kimse sana senin burada ne işin var demez. Dışlanırsan da umursama