Hikmet Avcısı

Hikmet Avcısı
@beyond_the_seen
Gazi Üniversitesi İstatistik 3. Sınıf Öğrencisi 2024 ve 2025 Halk Kütüphanesi Ödüllü Okur Kitap Yazarı Kitap Avcısı Beni bilimle anla, felsefeyle anla...
Canımız neden sıkılıyor? Çünkü içerisinde bulunduğumuz durumu anlamsız bulmaya başlıyoruz. Oysa en doğru zamanda en doğru yerde bulunup en anlamlı eylemi gerçekleştiriyor olsak neden sıkılalım? Zaten mutluluk adı altında ulaşmaya çalıştığımız şey bu ama işte o kadar insan o kadar rasyonel bir canlı değil. Nitekim İsra suresi 11. ayette de "İnsan, hayrı istediği gibi şerri de ister. İnsan pek acelecidir!" denmiş. Burada şu soru sorulabilir: İnsanın anlamlı bulduğu şeyler gerçekten anlamlı mı? Veya bizim saçma bulduğumuz şeyler aslında tam tersine kıymet vermemiz gereken şeyler mi? Burada insanın önce kendisine, sonra da içerisinde bulunduğu topluma ve çevreye bu soruları sorması lazım. Sıkılma eyleminde biri öldüğünde tuttuğumuz yasın kırıntılarını sezdim; sanki ikisinin de özü birbirine benziyormuş gibi. Nasıl ki biri ölünce hayatımızda anlamsal bir boşluk oluşuyorsa bir şeyden sıkılınca da anlam kovuğu giderek boşalıyor. Bu aynı zamanda anlamın da canlı ve değişken bir varlık olduğunu gösteriyor bize. Ölümle olan ilişkisi de düşünülünce "insan ne için yaşar, yaşamak nedir" sorularını da sordurtuyor ister istemez. Bir şeyi fark et(e)miyor oluşumuz onun var olmadığı anlamına mı gelir? Bir insan fiziksel ölümden önce de mânen defalarca kez ölür, dirilir, ölür, dirilir... Gün içinde bile çokça canlı ve solgun hallere bürünürüz. Hayat akıp gidiyor, anlar sürekli yeni hikâyeler yazıyor, biz ise şaşkın gözlerle bakmaya devam ediyoruz...
Felsefe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Aşk
Uzak mesafe ilişkisinin bence ihtimali de uzak. Üniversiteye gider gibi biriyle bir cafede, bir parkta oturabilmen lazım. Şehirlerarası otobüs filan bu ekonomide çok zor. Ha, imkânsız değil ama üzerine doğrudan plan yapılmayacak kadar düşük bir ihtimal. Para lazım para, bir de zaman. Kendisini olgunlaştırmakla, okulu bitirmekle, iyi bir iş için teknik donanım kazanmakla uğraşan beş parasız bir üniversite öğrencisinin evlilik niyetiyle bir ilişki sahibi olması teknik olarak mümkün değil. Aksi takdirde okulu uzar, hemen iş bulamaz, çiğ kalır. Okul bitip işe girmiş olsan bile işi çıkışı görüşemediğin biriyle ilişkiyi nasıl sürdüreceksin ki? (Benim hayallerimden biriydi mesela okulda beraber yemekhanede yemek yiyebileceğim biri ama %99'u ergen psikolojisinde; öyle manyak birini bulduğuma inansam konuşmayı bırakın direkt teklif ederdim gel tanışalım diye ama yok kere yok, varsa da kısmet olmadı). Yani uzak mesafe sıkıntı. Nadiren sulanan çiçek misali eğer o çiçek kaktüs değilse çürür. Huzurlu bir evlilik pek çok faktöre bağlı. Geçenlerde demiştim; seni bağrına basacak ve anlayacak bir kaynana, kayın peder, aile yapılarının uyumu, ekonomik uyum filan da lazım. Sadece kişiliklerinizin uyuşmasında bitmiyor yani olay. Bu problemlere rağmen evlenilir mi evlenilir ama bunların farkında olun ve planı ona göre yapın.
Duygu ve Düşünce
Başaracağıma inanmak zorundayım; bunun bir serap olup olmaması önemli değil, benim buna ihtiyacım var.
1000Kitap
Fenerbahçe'nin bu seneki Euroleague zaferiyle 2017'dekini kıyaslıyorlar, bence çok kıyaslanabilecek tarafları yok. 2017'deki kadro canavar gibiydi; final four ilk maçında Doncic'e sayı attırmamıştı o kadro. Finalde ben hayatımın en rahat basketbol maçlarından birini izledim; bir an bile maç elden gidiyor hissine kapılmadım, Olympiakos neredeyse hiç öne geçemedi de zaten, o güveni veriyordu takım. Ki takım frene basmasa o finalde fark çok rahat 30 sayı olurdu. Bu seneki kadro öyle değil; vasat bir yetenek seviyesindeki oyuncularla o gün kim iyiyse onun üzerinden oynanan ve OKC tipi top çalmalarla (İngilizce'de hustle diye de tabir edilebilir) işi çözen bir final izledim ben şahsen. Bu kadronun Udoh ve Vesely gibi iki ribaundçusu ve blokçusu yok; Bobby Dixon-Vesely alley-oop organizasyonu da yok. Net bir ceza atıcısı yok; 2017'de Bogdanovic ve Kalinic leblebi gibi ceza atışı atıyorlardı, top dönüyordu dolaşıyordu en son bunlara köşeden pas geliyordu, çat diye üçlüğü gönderiyorlardı. Biberovic sözde o rolde ama onda o istikrarı göremedim ben şahsen. Bu Fenerbahçe'nin doğru dürüst bir oyun kurucusu da yok; 2017'de iki tane vardı: Sloukas ve Dixon. Kritik anlarda içeri girip turnike atan bir Datome'si, orta mesafeden işi çözen bir Nunnaly'si vardı. O kadro zaten 2016'da final, 2015'te de final four oynamıştı, dolayısıyla bir devamlılığı vardı. Bu seneki kadro ise o kadar mayalanmadı. O zafer daha anlamlıydı çünkü kulübe yepyeni bir kimlik kazandırdı ama bu yılki şampiyonluk daha büyük.
Duygu ve Düşünce
"Benim çocuğum zeki ama çalışmıyor." dünyanın en büyük yalanlarından biri. Eğer senin çocuğun çalışmıyorsa zeki değil demektir çünkü zekâyı kullanmak da bir zekâ ister.
Duygu ve Düşünce