Hikmet Avcısı

Hikmet Avcısı
@beyond_the_seen
Gazi Üniversitesi İstatistik 3. Sınıf Öğrencisi 2024 ve 2025 Halk Kütüphanesi Ödüllü Okur Kitap Yazarı Kitap Avcısı Beni bilimle anla, felsefeyle anla...
Gençliğin Röntgeni
Nasıl bir gençlik? Gerek Hacettepe'de gerekse Gazi'de pek çok öğrenciyi gözlemleme fırsatı yakaladım. Gençlik toplumun genelinden bağımsız bir grup değil: Yani onların da çoğu helal haram, ahlaklı erdemli, kanun manun demeden içgüdülerinin peşinde koşuyor, onların da çoğu bir şeyleri sorgulamıyor. Ahir zaman deniyor ama hayır, eski nesil bundan daha dindar değildi, imkânları kısıtlıydı sadece, yoksa bu devirde doğsalar onlar da bu günahları işleyeceklerdi, özellikle kadınların daha açık giyinmesi bu durumu değiştirmez, nefis aynı nefis. Ahlakını kötülüklere karşı, zihnini boş düşüncelere karşı örtmedikten sonra başını örtse neye yarar? O olsa olsa bir aksesuardır onun için, tıpkı iki roman okuyup bir iki müze-sergi gezip kendisini entel sanan çakma batılılar gibi, Çinliler görse utanır bu kalitesizlikten. Gençlerin apolitik olduğu zannediliyor, bu bir yanılgı bence. Argümanım da şu: ülkedeki kutuplaşma yangınına onlar da odun taşıyor, onlar da bir şeyleri sorgulamadan akıllarını ve iradelerini kiraya veriyor. Tıpkı modifiye edilen araba veya kostüm giyen maskot misali görünüm farklı ama kök aynı kök. Bazı farklar var tabii ama bunlar dönemsel, yoksa onlar çok muhteşem değiller. Mesela gençler önceki kuşaklara nazaran eş seçimini çok daha dikkatli yapıyor, gerçekten mutlu olmayacağı evliliklerden uzak duruyor, gerekirse hiç evlenmemeyi de bir seçenek olarak görüyor ama "sen değerlisin" diyen bireyci kültürün ve sosyal medyanın bir tetiklemesi bu biraz da. Benim 18-19 yaşında duyduğum cümleleri yeni nesil 1-2 yaşındayken duyuyor, dolayısıyla bireysel ve toplumsal farkındalıkları çok daha erken gelişiyor ama onlar da sokakta seksek oynamanın, tarlada oyuncak kamyonun arkasına kum doldurmanın getirdiklerinden mahrum kalıyor, tıpkı benim kuşağımın yaşlı nesle nazaran
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eğer ne yapacağını biliyorsan, yapmak istediğin şeye inanıyorsan ve buna karar verdiysen kısılı bir süre için de olsa hayatının anlamı, mutluluğunun kaynağı ve başarının kıstası o şeyi yapmak; korkunun ve acının kaynağı ise ondan uzak kalmaktır. Koşullar değişir, amaçlar değişir, ona o zaman karar verilir ama şu an ait olduğun yer tam olarak burası. Yorulup dinlenmek başka bir şey, sırf nefsinin keyfine nazlanıp mücadeleyi bırakmak başka bir şey. Bedenimiz bizi hayatta tutmak için canla başla çalışıyor, oturduğumuz ev çok sayıda insanın emeğiyle inşa edildi, telefonumuzu ve ondaki uygulamaları üreten mühendisler, kıyafetimizi diken terziler, koltuğumuzu üreten marangozlar, güven içinde yaşamamızı sağlayan askerler... o kadar fazla insanın emeği var kı hayatımızda, bunlardan biri bile eksik olsa ne sıkıntılar çekerdik kim bilir. Bizim de yardımımızı bekleyen insanlar var, hatta hayvanlar, hatta bitkiler... Kâinata faydalı olmamız lazım ki yaşamımızın bir anlamı olsun.
Hayata Dair
Zekâ ve Aşk
Zekâ nedir? Bir problemi yaygın kanıların dışında ve onlardan daha iyi bir yöntemle çözmektir. Bu problem bir şeyi etraftakilerden daha hızlı öğrenmek de olabilir, onlardan beklenen mantık seviyesinin üzerinde bir mantıkla fikir üretmek de olabilir, bir insanı etkilemek gibi sosyal bir problem de olabilir veya otobüsü kaçırdığında okula geç kalmamak için pratik çözümler üretmek gibi daha gerçek hayat problemi de olabilir. Eğer bu problemleri çözmekte normal birinden daha başarılıysan zeki olarak nitelenirsin. Evet bilgi sahibi olmak başarıyı artırır ama bilgiyi kullanmayı bilmek de bir zekâ işidir, sadece ezberleyerek değişimlere adapte olamazsın. Ham zekâ pek bir işe yaramaz çünkü zekâyı kullanmamak da bir zekâsızlıktır. Yazı burada bitti. Bundan sonraki kısımda romantik ilişkilerde zekâ kavramına değineceğim. Benim ilişki kriterlerimde en tepelerde yer alan özelliklerden biri de zekâdır. Biraz daha özelleştirecek olursam: "kendisini tanıyor mu, hayattan ne istediğini biliyor mu, derin konularda farkındalığını ve bilgisini geliştirmeyi akledebilmiş mi, karşısındaki biriyle keyifli bir sohbet gerçekleştirebilecek kadar sosyal zekâsı yüksek mi, nefsine tapmanın ve bu heveste bir yaşam sürmenin anlamsızlığını fark edebilmiş mi, maddi manevi her türlü israfın bilincinde mi, oturup Kuran'ın anlamını merak etmiş mi, toplumun çoğunun uydurma dinlerle İslam'ın özünden uzaklaştığını tespit edebilmiş mi, her türlü fanatizmden uzak duracak kadar zeki mi, iyiliğin peşinde anlamlı bir hayat mı sürmek istiyor yoksa mümkün mertebe gezip eğlenmek gibi şuursuzca ve çocukça hayallere mi sahip..." Bunlara sadece bilgiyle ulaşılmaz; oturup soru sormak ve derinlemesine düşünmek lazım, bunun için de kafandaki çelişkileri halı altına süpürmek yerine onlarla yüzleşmen onların peşine düşmen
Din
İnsanlara güven olur mu? Güvenmek zorundasın, en sevmediğin insanlara bi-le. Güvenin dozajı önemli. Kendine bile fazla güvenirsen kolaylıkla rehavete kapılabilir ve yaşamın özünden uzaklaşabilirsin. İnsanlara da fazla bağlanmak iyi değil, buna eş de dahil zira sadakat şirke dönüşebilir. Zaman ilişkileri olgunlaştırmalı, monotonlaştırarak çürümeye terk etmemeli. Bu cümle hayatın kendisine de genellenebilir. Ölüm, ardından gelecek yaşamın habercisidir; güneşin doğması için gecenin gitmesi lazım, her ne kadar bu veda yürek burksa da yeni misafir getirdiği hediyelerle hikâyeyi kaldığı yerden devam ettirecek... Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığın hayat bile bir saniye sonra sona erebilir. O nedenle daimi ve aşırı bir güven arama. İnsanların çoğu bir ayın iki yüzü gibidir; dikkatli bakarsan en sevmediğin insanların bile iyi yönlerini görebilirsin. İhanetleri çoğunlukla dostlarından görmen onları mutlak iyi varsaymandan kaynaklanıyor. Gelecek iyi veya kötü olsun fark etmeksizin günü geldiğinde ona adapte olacaksın ve unutma ki o günkü sen de farklı olacaksın, bir şeyler yaşanacaksa da yaşanacak ve bitecek. Bugünden ağıt yakmak belki duygusal olarak seni hazırlar ama ümitsizliğe kapılman hiçbir işe yaramaz.
Duygu ve Düşünce
Sana kötülük eden birine iyilikle karşılık vermek, görüldü atmamak, geç cevap vermemek, teşekkür etmek, senden hoşlanan birini reddederken bile onun duygularına saygı göstermek onun bunu hak edip etmemesiyle alakalı değil, senin asaletinle alakalı. Tıpkı kendisine dışkı gönderen Şah İsmail'e lokum göndererek karşılık veren Yavuz Sultan Selim gibi. Dilerim herkes layık olduğunu bulur ve yaşar...
Duygu ve Düşünce