Seni benim deneyimsizliğimin sınırları ve engelleriyle kısıtlamak yerine, senin daha zengin olan varlığın sayesinde sınırlarımı aşmalıydım; aynı ayrı kaldığımız bu sürede sayende yaşadığım gelişim gibi.
O halde niçin ne kadar süreceği belli olmayacak biçimde ayrıldık, niçin şimdi sen geleceğimize dair çekingen, artık yarı yarıya sönmüş bir umutla ortalıkta dolaşıyorsun ve ben neşeyle tuvalimin
başında çalışacağıma niçin burada iki büklüm olmuş, masanın başında iyice eğilmis oturuyorum ve geçmişime bakmaktan tepeden tirnağa gerilmiş, yazıyorum da yazıyorum?
Ölüm düşüncesi beni izliyor. Gece gündüz kendimi öldürmeyi düşünüyorum. Bunun belli bir nedeni yok. Yaşansa da olur yaşanmasa da. Bir kaygı yalnız. Beni, kendimi öldürmeyi denemeye iten bir kaygı.